Müzeyyen Ağrıkan / Hicret

Bismillahirrahmanirrahim.
Hicret.
Konuyu daha derli toplu aktarabilmek adına konuyu 3 başlık altında toparlamaya çalıştım.
1-Hicretin kelime anlamı ve hicretin yönü
2- Ayetler ışığında iman hicret cihat sıralaması
3-Hicrette muahatın önemi
1-Hicretin kelime anlamı ve hicretin yönü
Sözlükte terk etmek, ayrılmak, ilgisini kesmek anlamına gelen ve hicran mastarından isim olan hicret, kişinin herhangi bir şeyden bedenen çekilmesidir.
Hicret zamanı belli bir süre içinde gerçekleşmiş ve bitmiş tarihsel bir olay değildir. Eğer hicret yaşanıp biten bir süreç olsaydı sevgili Peygamberimiz “Gerçek muhacir Allah’ın yasakladığı kötülük ve günahları terk eden kimsedir” ifadesiyle Hicret’in her çağda var olacağına işaret buyurmazdı
Aslında Hicret’in İslam ümmeti için her daim taze bir gündem maddesi olduğunu unutmamamız gerekir.
Bu kelime insanın bir beldeden bir beldeye hicret etmesini ifade ettiği gibi insanın bir düşünceden daha iyi bir düşünceye geçişini de ifade eder. Öyleyse belirli şartlar dâhilinde hicret hepimizin ahlaki görevi ve yükümlülüğüdür.
“Ameller niyetlere göredir. Herkese ancak niyet ettiğinin karşılığı vardır. Kimin hicreti Allah ve Resûlü için ise, hicreti Allah ve Resulü içindir. Kimin de hicreti dünya malı veya nikâhlayacağı kadın için ise, hicreti onun içindir.” Buhârî
Burada Medine’ye hicretten konuşurken Hicret’in yönü değişmiş Allahave Resulüne Hicret’ten söz edilmiş Sadece bu yaklaşımla bile hicreti her Müslümanın sürekli tekrarlayabileceği bir eylem olarak yorumlayabiliriz.
Hicretin tanımında;
Sevgili Peygamberimiz,“Müslüman elinden ve dilinden diğer Müslümanların zarar görmediği kişidir. Muhacir ise Allah’ın yasaklarını terk edenlerdir.” buyurmuştur
Büyük müfessir Nesei,“Kâfirlerle savaş devam ettiği müddetçe hicret sona ermeyecektir”demiştir
El- Müsned hadis kitabının müellifi Ahmet Bin Hanbel,“Hicret nedir sorusuna kötülüğü terk etmektir” demiştir
Hadis bilgini İbniMace,muhacir kimdir sorusuna “hata ve günahları terk edendir” demiştir.
Bu durumda hicretin yönü,
Allah’a
Küfürden imana
İsyandan itaate
Kötülükten iyiliğe
Rezillikten fazilete
Zulümden adalete
Cimrilikten cömertliğe
Korkaklıktan cesarete
Esaretten özgürlüğe
Düşmanlıktan kardeşliğe
Zulüm yurdundan Selam yurdunayapılan kutlu bir yolculuk olmalıdır.
Hicret, tecridin sonunda meydana gelen bir tercihtir aslında,
Hicret’in insanları alışmış buldukları günlük hayat tarzından hayvani hazarlardan geleneksel düşünce formlarından koparıyor olması tecrit gibi algılansada, asıl olan beşeriyetin önüne çıkan engelleri sıçrayıp geçmeyi tercih etmesinin adıdırhicret
Yolun tıkandığının hissedildiği anda orada kalıp engelle uğraşmak yerine bir sıçrama yaşayıp güçlendikten sonra dönüp o engelle savaşmanın adıdır hicret.
Pasif kalmış insanlığın karşısında dinamik tutumu bilinçli olarak tercihtir hicret
Senden Sana sığınırım hadisinin de işaret ettiği gibi, bir intikali beden değil inkıyâd-i rabbanidir hicret. Fefirruİlallah lafzı celili ile kişisel ve toplumsal sıkıntıdan sıyrılıp güvenli bir limana sığınmanın adıdır hicret
Allah’a iyi kul olma yolculuğudur hicret
İnsani değerleri yüceltmek insanlığa Kemale erdirmek için yapılan işlerdir hicret
Hicret ehli hicret ettikçe incelir merhameti artar dünyanın ve içindekilerin ruh halini aynı zamanda kendi acizliğini anlar “Eğer sen kaba ve katı yürekli olsaydın etrafından dağılıp gideceklerdi” mealindeki ayet bu inceliğin en ince ifadesidir.

2- Ayetler ışığında iman, hicret, cihat sıralaması
Enfal74 de“İman edip de hicret edenler, Allah yolunda cihad edenlerle onları bağırlarına basanlar ve yardım edenler var ya işte gerçek müminler onlardır; bağışlanma, büyüklütuf onlar içindir.”
Bakara 218“İman edenler, hicret eden ve Allah yolunda savaşanlar; şüphesiz işte bunlar Allah’ın rahmetini umarlar. Allah çok yarlıgayıcıdır, sonsuz rahmet sahibidir.”
Tevbe 20“ İnanan, hicret eden, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenlerin Allah katındaki mertebeleri pek büyüktür. Muradına erecek olanlar da onlardır.”
Konumuz için aldığım üç ayette ve diğer hicretle ilgili ayetlerde de sıralama önemine binaen iman hicret cihat sıralamasında gelir. Bu sıralamaya terimler olarak yüklediğimiz anlamdan başka şu yönüyle de bakmamız gerekebilir.
Sağlam bir iman ve imanın getirdiklerinden sonra deruna doğru bir hicret, Mutasavvıf Âlim Abdullah Simavi’nin esma kitabında sıkça söz ettiği,kalbe murakabe yani kalbi gözetmenin önemi büyüktür. Bu bakışla kalbimizden geçene fiilimize dökülmeden yön vermemiz mümkündür. Süfli özellikler hastalık gibidir kişiyi kendisine mahkûm eder aklını kalbini ruhunu öldürür
Ulvi özellikler ise su gibi akışkandır kişiyi akan su gibi sürekli olarak yıkar temizler ve kirlerden arındırır hem dünyada hem de iç dünyada yolculuğa çıkarır, insanın aklını kalbini ruhunu diri tutar.
Ruhi seyahatle maddi hicret arasında zorluk ve keyfiyet bakımından herhangi bir fark yoktur her ikisinde de mebde’ ile münteha arasında mesafe çok uzundur yolculuk da çok zordur. Bu meşakkate göğüs gerenler nihai amaca,ebedi mutluluğa ulaşabilir. Kalbinde böyle bir yolculuğu duymayan böyle bir yolculuğa hiç çıkmamış İnsan hep düz bir Müslüman olarak kalacaktır.
İç dünyamıza hicretin ardından cihat gelir ki yüklediğimiz mana itibarıyla biri de emri bil maruftur.
İslami tebliğ etmenin bir yolu anlatmak ise bir diğer yolu yaşayarak göstermektir aile hayatı, komşuluk ilişkileri, arkadaşlık, İslami yaşantının yakından gözlenebilecek vesilelerdir Bu tür ilişkiler toplumunun uzaklaşmakla değil yakınlaşmak la tesis edilir. Hicretin zıt anlamı avdettir; kalbi yolculuğumuzu tamamladıktan sonra üzerimize düşen dönerek dış dünya ile ilgili ilişkilerimizi güncellemek lisan-ı hal ile örnekler oluşturabilmektir.
Endonezya’daki İslami hareketin bir iyilik hareketi ile yol bulması hikâyesini hepimiz biliriz.
Kumaş ticareti ile uğraşan Müslüman bir Tacir Endonezya gider bu ara ve orada yerleşir gün yanında çalışan işçisinin yanlışlıkla ucuz olan bir kumaşı yaklaşık 2 kat paraya sattığını anlar ve kendisine müşteriyi bulup fazla parayı verip helallik dilemesini ister bu durumu oldukça şaşıran müşteri ustasının isteğini yerine getirir. Bu olay dönemin kralının kulağına gider Kral işin aslının ne olduğunu öğrenmek için taciri çağırır.Yapmış olduğu davranışın sebebinintacirin dini olan İslam’dan kaynaklandı öğrenir tacire dini ile ilgili sorular sorar öğrenir Kralın Müslüman olması ile birlikte halkı da İslam’a girmeye başlar ve kısa sürede İslam Endonezya’da yayılır.
Şüphesiz her bir hareketlilik amacı doğrultusunda toplumda ve bireyde müspet yada menfi bir değişim dönüşüm ve gelişim sağlar. Bizim minicik iyilik hareketimiz büyüyerek kelebek etkisi oluşturabilir. Kötülük hareketi de öyle tohumunu ektiğimiz kötülük gün gelir dünyayı etkisi altına alabilir.

3-Hicrette muahatın önemi
Muahat, kardeşten öte bir kardeşlik projesidir.
Akabe sözleşmesinde hicret öncesi kardeşlik tesis edilmiş. Hicrete bir hazırlık oluşturulmuştu
İslam toplumunda bütünleşme, sosyal, kültürel ve ekonomik problemlerin çözümünde büyük kolaylıklar sağlamıştır.Yurtlarından ve yuvalarından sürülen ya da ayrı düşen muhacirlerin gariplik ve mahzunlukları giderilmiş hicret edenlerin Medine’ye Medinelilere ısınmaları kolaylaştırılmış Ayrıca fakir ve muhacirin maddi destek ve yardım görmelerine doğabilecek psikolojik ezikliği fırsat verilmemesi amaçlanmıştır.
Muahat projesi sebebiyle EVS ve Hazreç kabileleri arasındaki kan davaları sona ermiş kardeşlikten daha güçlü bir kardeşlik tesis edilmiştir.
Medine’de Allah Resul’ünün Müminler ancak kardeştirler,öyleyse kardeşlerinizin arasını ıslah edin düzeltin demelerine imtisal gerçekleştirdiğimuahat onların düşmanlıklarınıortadan kaldırdı.
Mevlana Muahatıüzüm salkımına benzetmiş ve çok güzel örneklemiştir. Üzüm salkımındaki taneler gibi kardeşliğin tesiri altında eğitildi ve bir oldular. Salkımdaki üzümlerde birdir ama tatları farklıdır kimi koruk kimi lezizdir ezildikten sonra koruk olanların ekşiliği tatlıların arasında kaybolur ve ortaya güzel bir şıra çıkar Medine’nin Müslümanlar da iman potasında ezilip süzülünce koruk olanların tadı öbürlerine karıştı ve ortaya leziz bir kardeşlik şırası çıktı.Tek başına olduğunda koruk olan üzüm, kesret içinde içtimai Birlik Vahdet ve muahat olur.Tek başına bir anlam ifade etmeyecek pek çok insan toplum hayatına değerli bir hale gelerek bir boşluk doldurulur ayrı tat ve kokusu ile birliğin içinde yerini alır.
Birlik fikrine götüren insandaki bu ruhtur toplumsal dayanışmayı en yüksek seviyede sağlayan unsurların başında,karşılıklı sevgi kardeşlik ve yardımlaşma gelir. Bu açıdan bakıldığında İslam toplumu ve medeniyet inşasında Allah Resul’ünün Ensar ve Muhacir arasında gerçekleştirdi muahat insanlık tarihinde emsali görülmemiş bir neslin inşasına, Saadet Çağ’ın başlamasına sebep olmuştur. Ümmet bilinci Bu sayede kabile kavim ırk ve kölelik hürlük zenginlik fakirlik gibi sınıf destesi esasına göre değil din kardeşliği üzerine kurulmuştur.
Milli şairimiz Mehmet Akif şöyle ifade eder;
Girmeden tefrika bir millete düşman giremez
Toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez
Günümüzde muahatı iyi anlamak ve onu yaşatmak boynumuzun borcu olmalıdır.
Katıldığı topluluğun kendisine ahlak ve karakter vereceğini sanmak büyük bir yanılgıdır. Ortamı değiştirince karakterinde değiştireceğini sanan kişiler iç dünyalarında var olan sorunların sırf mekân değişikliği ile sorunlardan kurtulacak olduğunu sanır. Başta dediğimiz gibi tercihimiz hicret olmadıktan sonra bu bilinç oluşmadıktan sonra girdiğiniz topluluk veya aldığımız ilmin bir faydası olmayacaktır.

Konumuzu Mevlana’dan, Mesnevinin ilk beyti ile toparlayalım.
Bişnev in ney çünhikâyetmîküned
Ez cüdâyîhâ şikâyet mîküned
Neyin kamışlıktan kesilip asıl vatanından ayrı kaldığı için şikâyetini hicranını hicretini anlatır. Burada tasvir edilen insandır. İnsanda asıl vatanından uzaktadır. Olması gereken yer cennettir.
Hicret, vatan, gurbet, hasret ilişkisi, kendini bilmek bulmak ve olmak peşinde koşmayı anlamlandırır. Vatanımız uhrevi hayatımız olması bağlamında asli hicretimiz uhrevi manalar barındıran hicretler olmalıdır.
İnsan gündelik hayatın rutin işlerini uhrevilikle anlamlandırırsa kendini bilmek kendini inşa etme yoluna girmiş olur ki,bu bir yolculuktur. Bu dünyaya insan suretinde gelmiş olmanın İmtihanı, yolculuğu tamamlarken insan siretine bürünmüş olmak ya da olmamaktır.
Hicret bir başlangıçtır bir yeniden doğuştur bu yönü ile hicret sadece bir yer değiştirme veya göç hadisesi değildir hakkı ve hakikati yaşayabilmektir
Tercih ile hicreti yaşarken birde vatandan sürgün hadisesi vardır ki, işte o sürgünün en dehşetli gurbetini modern zamanın insanları bizler yaşıyoruz. İnsanlığın insanlıktan göç ettiği bir dünyada
Modern oyuncaklarımızla uyuşturulmuş farkında olmadan kendimizi kendimizden çok uzaklara düşüren bir sürgün. Bu sürgünden bizi kurtaracak bir hicret hareketi başlatmalıyız. Allahü Teâlâ’nın“İçinizden hayra davet eden iyiyi güzeli emredip kötüyü çirkini sakındıran bir topluluk olsun” emrinin bilincine vararak, iyilik hareketinin bir ferdi olarak hicrete yönelmeliyiz. Unutmamamız gerekir ki medeniyetin yapı taşları hicret ruhuyla döşenir.
İstikametimiz Yolumuz niyetimiz hicretimiz daima Allah’a ve Resul’üne olsun. Hicretimiz hayırlı ve güzel başlangıçlara vesile olsun.