Atilla Gagavuz / Çöpten Ekmek Toplamak

Geçenlerde siyasi platformda diğerlerinden farklı bir tartışma yaşandı. Muhalefet Partisi, çöpten ekmek toplayan bir kadının resmini göstererek hükümete yüklendi. Özetle söylemin tezi şuydu. Ülke kötü yönetiliyor, fakirlik aldı başını gidiyor, insanlar aç, çaresiz, bakın çaresiz bir kadın karnını doyurmak için çöp tenekesinde ekmek arıyor. Bu çok etkili olduğu için çok tekrar edilmiş, çok tekrar edildiği için içi boşalmış bir iddiaydı. Çünkü öncesinde, “benim fakir halkım” diye başlayan çok abuk cümleler kurulmuştu. “Benim halkım aç, üçüncü köprüye ne gerek var” “Benim halkım aç, metroya ne gerek var” “Benim halkım aç, bu büyük binalara, bu saraylara ne gerek var” “Benim halkım aç, bu yollara ne gerek var” cinsinden cümlelerin listesi uzayıp gidiyordu. Zeki bir karikatürist, bir kadınla bir erkeğin diyaloğunda kullanmıştı aynı söylemi. Kadın erkeğe soruyor, dün otelde yanında sarışın bir kadın varmış, kimdi o?” Adam öfkeden kaymış bir suratla bağırıyor “Bu millet aç! Aç!”
Açlık dünyanın en büyük sorunudur.
Ne böyle işi mizaha dökerek hakkında gayrı ciddi konuşulmaya gelir. Ne de siyasi muhalefete ucuz bir malzeme olarak kullanılmaya. Elbette çöp tenekesinden ekmek toplayan varsa birinci sorumlusu hükümettir. Muhalefetin kendi iktidara gelirse nasıl bir çözüm bulacağını açıklaması da aynı derecede sorumluluğudur. Ayrıca sadece hükümetler değil karnı doyan herkesin aç kalan herkesle ilgili bir sorumluluğu olduğu bir ayrı hakikattir. Dünyadaki dağılım dengesizliği akıl almaz boyuttadır. Bir tarafta açlıktan ölen insanlar diğer tarafta aşırı kilolar ile mücadele programları. Meselenin itikat ile ilgili tarafı da var elbette. “Hani Allah Rezzak idi, eğer öyleyse neden açlıktan ölenler var?” diye sormanın Allah’ın verdiği rızkı güçlünün zayıfın elinden çalmasını veya gasp etmesini örtmek anlamına gelişi var. Durum aynen şairin “Bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul / Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa” dediği gibidir. Bunun müsebbipleri “nüfus hızla artıyor, dünyanın kaynakları bu kadar nüfusu beslemeye yetmez, nüfusu azaltmaktan başka çaremiz yok” diyecek kadar pervasızlaştılar. “Doğal beslenelim, organik besinler bulalım” yavesini tekrarlayanlar keza hormonlu gıda üretimi olmasaydı açlık sorununun hangi boyutlara geleceği hakkında hiçbir fikirleri yok. Açlık edebiyatı yapanlar bütün dünyayı sarmış yemek programlarına, hatta özel kanallarına, dünyanın otantik lezzetleri cinsinden yemek pornografisine hiç itirazları yok. Gurmeliğin parçası veya tüketicisi olmaya gönüllüler.
Çöplükten ekmek toplamak dünyayı kuşatan açlık sorununun bir ileri merhalesidir. Çaresizliğin vücut bulmuş görüntüsüdür. İşte bu yüzden politik bir malzeme olarak kullanılmaya çok elverişlidir. O manzarayı gören insanın nasırlaşmış merhamet duygusu, kabuk bağlamış vicdanı bir nebze de olsa kıpırdar. Zihnin ödünleme mekanizmasıyla böyle bir felaketin kendi başına gelebileceğini tahayyül eder. Korkar, üzülür, dehşete düşer. İsyan duygusunu kendi dışında bir sorumlu aramaya yönlendirir. Fakat yukarda bahsi geçen fotoğrafın bu aşamalardan geçmesine fırsat kalmadan, rakipler ekmek toplayan kadını bulup konuşturdular. Kadının söyledikleri haber bültenlerinde ilk sıraya çıkıverdi. Kadın “hayır ben fakir değilim” diyordu. “Üç tane evim var, kira gelirim var, çocuklarım var. Ben restoranların gıda israfına karşı çıktığım için onların yanındaki çöp kuturlarına atılmış gıda artıklarını topluyorum. Onlarla sokak hayvanlarını besliyorum. Beni aşağılayanları, yalan haber yapanları mahkemeye verip tazminat davası açacağım”
Bu bir skandal olarak kayıtlara geçti. Ama üç şey değişmedi.
Birincisi yalan haber yapanlar duruma dair bir özür beyanında bulunmadı.
İkincisi; gerçekten çöplükten ekmek toplayan insanlar olduğu belki geçici olarak unutuldu ama değişmedi.
Üçüncüsü; yalan haberi, bilgi diye sunulan yanlışlıkları, kirli malumatı alıp kabul etmenin, sonra onun üzerinden kendine sahte bir dünya kurmanın yani basmakalıp ifadesiyle yalan haberi tüketmenin çöplükten ekmek toplamaktan daha acı, daha vahim, daha yaygın bir süflilik olduğu…
Bu zaten gözlerden uzaktaydı. O kadar yaygın idi ki değişmesi teklif dahi edilemezdi.
*