M. Cahid Hocaoğlu / Ref’i Cevad Ulunay

Son asrın önde gelen muharrir, müellif, hattâ kendisinin çok kullandığı tabirle münşîlerinden biri. Hatırat ve tercüme-i hâl tarzında ve tadındaki romanları ve gezi yazılarıyla ve daha çok makaleleri ve günlük fıkraları ( köşe yazıları) ile tanınmıştır.

Hayatı:

  • 1890: Babasının memuriyeti dolayısıyla bulunduğu Şam ’da doğdu. Mevlana’nın soyundan Ankara valisi Ali Muhittin Paşa ile Makbule Hanım ’ın oğlu.
  • 1898: Vefa Taş Mektebi’ni bitirdi
  • 1901: Şemsü’l- Maarif adlı özel bir mektebe girdi. Bu okulda arkadaş olduğu Refik Halit (Karay) ile dostluğu, Galatasaray’da, yazı hayatında ve sürgünlerinde devam eder.
  • 1909: Rüşdiye’den sonra girdiği Galatasaray Sultanisi’ni bitirdikten sonra önce Tanin sonra İkdam gazetelerinde çalışmaya başladı.
  • 1911: Hürriyet ve İtilaf Fırkasının yarı resmî yayın organı gibi olan Şehrah gazetesinin yazı işleri müdürlüğü görevine getirildi.
  • 1912: Kendi adıyla anılacak Alemdar gazetesini neşre başladı. Alemdar kapatıldıkça başka isimlerle çıkardı. Ayrıca Darbe, Şehrah, Nevrah, Yeni Yol, Meslek, Bedâhet, Mukavemet, Hedef, Takvimli Gazete, Teşrih, Âlem, Haberdar, Azim, Asildâr gibi isimlerle yeni gazete ve dergiler de yayınladı.
  • 1913: Babıâli Baskını üzerine Alemdar’ı kapattı
  • 1914-1918: Sinop, Çorum ve Konya ’da sürgün yaşadı
  • 1918 – 1921: Mütarekeden sonra İstanbul’a dönerek gazetesini tekrar çıkarmaya başladı.
  • 1922: Milli Mücadele hakkındaki bazı yazıları sebebiyle Yüzellilikler listesine alınması üzerine Avrupa ’ya gitti.
  • 1938: Celal Bayar hükümetinin çıkardığı af kanunundan yararlanarak Türkiye ’ye döndü.
  • 1938 – 53: Yeni Sabah, ve 1953 – 68 Milliyet gazetelerinde fıkra muharrirliği yaptı. İstanbul Belediye Konservatuvarı Tasnif Kurulu üyesi olarak çalıştı.
  • 1968 (4 Kasım): İstanbul’da vefat etti. Vasiyeti üzerine cenazesi Konya ’ya götürülerek Mevlana türbesi karşısındaki Üçler Mezarlığı’nda toprağa verildi.

Sanatı:


1938 öncesi yazıları siyasetle öylesine iç içedir ki, siyaset mi onu namlı bir kalemşor yaptı, iyi bir muharrir olduğu için mi siyasete bu kadar daldı, karar vermek güçtür. Kat’î olan bir şey varsa 1938 sonrası yazılarında siyasete dair izler bulmak, hele de şu veya bu siyasî görüşe taraftarlık veya muhalefet ettiğini görmek ya da söylemek müşküldür.
İttihat ve Terakki Cemiyetine çeşitli sebeplere dayanan muhalefeti onu ilk sürgününe (1914-1918: Sinop, Çorum ve Konya) mahkûm etmiş ve neticede bu cemiyetin önde gelen muhaliflerinden biri haline getirmiştir. Bu muhalefet ise Anadolu Hareketinin bu cemiyetin eseri olduğuna, başındakilerin de İttihat ve Terakki’nin başındaki kadro ile ayni veya yakın olduklarına inanmasına ve karşı çıkmasına sebep olmuş, bu karşı çıkış da onun 150’likler listesine girmesine ve ikinci sürgününe mahkûm etmiştir. Bu mahkûmiyeti cebren yaşamasa da bir müddet yurt dışında yaşamasına sebep olmuştur.
Son sürgününden yurda döndükten sonra yazılarında siyasî mevzulara girmemiş, o eski siyasî vechesi tarihin derinliklerinde kalmıştır. Hüküm sahiplerinin yüklediği suç unsurlarının fark edilme imkânı bile kalmamış, o günlerin meselelerinden bahsedilse de bu günün genel alâka seviyesinin altına düşmüştür
Bu gün daha çok sanatı ile değil; siyasete karışmayan, yâni suya sabuna dokunmayan son dönem yazılarına bakmadan; o eski, mazide kalmış siyasî vechesiyle ve menfi tesbitlerle anılır. Onu hatırlayanların sayısının hızla düşmekte oluşunun önde gelen sebebi de budur.
Galatasaray Lisesindeki tahsili sırasında Hammer mütercimi Ata Bey (Edebiyat), Serveti Fünûn edebiyatını kuranların etrafında toplandıkları Recaizade Mahmut Ekrem, Muallim Feyzi (Farsça), Rıfat Bey, Muallim Naci, Baban zade Naim, Hacı Zihni Efendi, Veled Çelebi (Farsça), Mecid Efendi, Said Bey, Abdurrahman Şeref Bey (Tarih) ve Tevfik Fikret gibi edebî ve siyasî kişiliklerden ders almıştır
Ref’i CevadUlunay bugün pek rastlanmayan, varlığı ve manâsı bile unutulmaya yüz tutmuş bir kalem selâsetine sahipti.
Gazete yazılarının yanı sıra Kalem ve Gıdık mecmualarında yazılarında siyasal mizah örnekleri verdi. Tiyatro ve müzik tenkitleri, romanlar yazdı, tercümeler yaptı. Günlük hayatın meselelerini ele alan fıkraları, seyahat yazıları ve daha çok gazeteci diliyle yazdığı röportaj / hatıra tarzındaki tarihî romanlarıyla tanındı.
Fıkralarında bu günlere göre eskimiş kişiler ve hadiselerden bahsetse de fikirler tazeliğini korumaktadır. Buna rağmen bahsettiği kişilere de sağlam görgü tanıklığı ettiğinden bunların çoğu için ona bir manada bir tercüme-i hal (biyografi) muharriri hüviyeti vermektedir.

Eserleri:

Roman:

  • Bir Başka Âlem: Mistik ve fantastik bir roman
  • Bu Gözler Neler Gördü: Hatıralardan derlenmiş roman
  • Dağlar Kıralı Balçıklı Ethem: Bir eşkıyanın romanı
  • Enkaz Arasında: Paris hatıralarından derlenmiş roman
  • Eski İstanbul Yosmaları: İstanbul hatıralarından derlenmiş roman
  • Köle: Bir aşk romanı
  • Mermer Köşkün Sahibi: Bir İstanbul romanı
  • Sayılı Fırtınalar: İstanbul kabadayıları
  • Üçler: Mistik ve fantastik roman

Hatıra:

  • Rıza Tevfik / Şiirleri ve Mektupları: Hatıralarla biyografi
  • Sürgün Hatıraları (Menfa’lar / Menfiler): Önce Alemdar gazetesinde tefrika halinde neşrolunmuş, daha sonra kitap haline getirilmiştir

Seyahat:

  • Hindistan’da Gördüklerimiz
  • İhtişam Diyarı Hindistan
  • Hakkında:
  • Hilmi Yücebaş – Ulunay – Hayatı Hatıraları – Eserleri
  • Mustafa Özcan – Refi Cevat Ulunay’ın Mevlana İhtifalleri ve Konya Yazıları

menfa: bir kimsenin sürgüne gönderildiği yer, sürgün yeri
menfi: olumsuz, negatif; sürgün edilmiş, sürgün
mer’iyet: yürürlükte olma, yürürlük
selâset: anlatıştaki kolaylık ve rahatlık; açık, kolay, akıcı ve âhenkli ifade
vak’a: hadise, olay
veche: yüz, yön