Artunç İskender / Boynu Bükük Gül

Hangi hoyrat el seni dalından çekti aldı
Her halde senin kalbin geldiğin yerde kaldı
Ayrılığın acısı sarmış da endamını
Bu halini görenin gönlü melâle daldı

Bir gölün sahilinden alınır da bir kamış
Bir ustanın elinde ondan bir ney çıkarmış
O da geldiği yeri daima özler durur
O hasretle her zaman feryad eder ağlarmış

Biz de belâ dedik de geldik bezm-i elestten
Mâsivaya dalmışız cüda kalmışız dosttan
Bu sebepten bizim de büküktür hep boynumuz
Figandan gayrı sadâ çıkmaz sâz-ı şikestten

&&&&&&&&&
bezm-i elest: Allah’ın ruhlara “elestübi-rabbiküm” (ben sizin Rabbiniz değil miyim ?) diye soruşu
belâ: evet; bezm-i elestte ruhların cevabı: “evet, rabbimizsin”
figan: acılı ses, inleme
mâsiva: bir şeyden başka olan şeyler; Allahtan mâada bütün varlıklar
cüda: ayrı
sadâ: her türlü ses
sâz: her türlü müzik aleti
şikest: kırık