Fatih Külük / Kâğıdın Macerası

Şimdilerde hiçbir şekilde kıymetini bilmediğimiz, adeta tüketim toplumunun manifestosu gibi en değersiz işlerimizde kullanıp attığımız kâğıt; aslında insanlığın, medeniyetin ve uygarlığın en temel yapıtaşlarından biridir. Bütün zamanımızı ve emeğimizi gasp eden elektronik cihazların hepsi hayatımızdan çıksa hayat bir şekilde devam eder. Ama kâğıdın başına öyle bir şey gelecek olsa mağara dönemindeki yaşantımıza geri dönmek zorunda kalırız.

Kâğıt hayatımızda saygıyı en çok hak eden unsurların başında gelir. Çünkü o en temel değer olan bilgiyi nesilden nesle aktarmaktadır. Çünkü onun üretimindeki akıl almaz emek, gayret ve çabaya baktığımızda yere düşen ekmeğe yaptığımız gibi öpüp başımıza koymamız gerektiğini anlarız.

Eskiden bir adam yaşarmış. Deliymiş. Deliliği zararsız bir delilik imiş. Bu deli adam sürekli kâğıt toplarmış. Yırtılıp atılmış, çöpe bırakılmış, unutulmuş, büyük küçük, kitap dergi veya kırpıntı ne bulursa toplar yaşadığı kulübenin içine götürür itinayla bir yere yerleştirirmiş. Onun bu hâline bakıp da deli demişler. Bugünkü insanların kâğıda hiç değer vermeden hoyratça, kullanıp atmalarına bakınca belki o adam deli falan değil asıl yapılması gerekene hayatını adamış, hayatta kayda değer bir iş yapmayı sadece atık kâğıtları toplamakta görmüş akıllı bir adam demek daha doğru olur gibi geliyor insana.

Çünkü kâğıt insanlık tarihinin tanığıdır.

Newton’un yerçekimi kanunundan Arşimet’in suyun kaldırma kuvveti formülüne, Pi sayısının gizeminden, uranyum elementinin parçalanmasına kadar bütün teknik bilgilerin güvenilir tanığı odur. Sınırları değiştiren, coğrafyayı bir durumdan başka bir duruma sokan büyük antlaşmaların tanığı odur. Bir ülkenin bütün kaynaklarıyla yok edilme kararının, büyük savaşların, telafi edilemez yıkımların tanığı odur. Şairlerin insanların duygularına yol gösteren ilhamlarının ve hikmetlerinin tanığı odur.

Yaratanın yarattıklarına gönderdiği mesajların bile tanığı odur.

Kâğıdın yapımında geçirdiği evreleri, ilk kullanılmaya başlandığından bugüne kadar nasıl elde edildiğine dair malumat, hangi amaçlarla nerelerde kullanıldığına dair bilgi bir köşe yazısının hacmini aşar. Ama sadece üretiminin bir parçasını biraz detaylıca dile getirmek ona harcanan emeğe nasıl saygı gösterilmesi gerektiğine dair bir ipucu verecektir. Geçmişte yaşayan o deli adam gibi ömrümüzü atık kâğıt toplamaya harcamasak bile bu kadar hor ve hoyrat kullanmamızın yanlışlığına dair bir küçük uyarıcı olacaktır.

Yıllarca memlekete hizmet edip, binlerce insana ekmek kapısı olmuş sonra -doğru veya yanlış- bir kararla adeta fil mezarlığına terk edilmiş Seka Kâğıt Fabrikasında emek harcamış ter dökmüş bir ustabaşının dilinden kâğıt üretiminin sadece bir kısmı şöyle;

– “Kâğıtta geri dönüşüm, günlük hayatımızda kullanılıp işe yaramaz hâle gelen kâğıtların, gazetelerin, dergilerin kitapların, defterlerin, kutu ve evrakların toplanarak kâğıt fabrikalarına verilmesi ile başlar. Bu işlemi ticari olarak yapan insanlar hâlen bu işlerine devam etmektedir.

Toplanan hurda kâğıtların doğaya ve ekonomiye büyük katkısı vardır. 1 ton kâğıt elde etmek için 17 ağaç ve tonlarca su harcandığını göz önüne alırsak hurda kâğıtların geri dönüşümünün ne büyük katkı sağladığı bir miktar anlaşılabilir.

Fabrikada işlem basamakları şöyledir.

Fabrika yönetiminin hangi cins ve kalitede hurda kâğıt alınacağına dair kararı işin başlangıcıdır. Alımı yapılacak hurda kâğıt cinsleri, süper iade gazete, oluklu mukavva, eski gazete, eski kitap, yoğaltıma verilen resmi evraklar şeklinde sayılabilir. Hurda kâğıtların alım şartları ayrıca belirlenir. Rutubet ve yabancı madde toleransı belirlenen esaslar çerçevesinde eksperler ve laboratuvar görevlileri tarafından denetlenerek alım yapılır. Alım yapılan kâğıtların büyük bir kısmı devlet dairelerinin yoğaltım kararı verdiği resmi evraktır. Gizlilik derecesine göre bu evrakın işlenmesi farklı prosedür ile yapılır.

Konyover, yürüyen bant sistemi ile kâğıtlar konvoyerdeki yabancı maddelerin ayıklanması işlemi yapılarak naylon zımba teli metal gibi maddelerin gözle görülenleri ayrıştırılır. Hidropulper dediğimiz büyük kazan şeklindeki depoya alınır. Bu kazanın içinde su ile karıştırılıp hamur hâline getirilir. Karıştırıcıda ip bulunur. İp ağır veya hafif maddeleri tutmaya yarar. Belli bir zaman karıştırıldıktan sonra hurda kâğıtlar sulu hamur hâline gelir. Bu sulu hamur işlem görmek üzere hamur depolarına alınır. Burada belli bir yoğunluk kazanıncaya kadar işlem yapılır. Kesafeti tamamlanan hamur kâğıt olmak üzere kâğıt makinesi hamur deposuna gönderilir.

Hamur kısmında hazırlanan hamur yaklaşıl %4 – 4,5 (100 kg su / 4 – 4,5 kg kuru madde) oranı ile depolanır. Hurda kâğıttan farklı makinelerde karton, kroma karton, şrenz, imitasyon Kraft olarak değişik gramajlarda ürünler elde edilebilir. Kartonlar çok farklı ürünlerin üretiminde kullanılır. (Mihver, boru, masura, kaplık, çerçeve arkalığı) gibi şrenz kâğıdı oluklu mukavva kutuların ondila ve iç yüzeylerinde hatta tamamında kullanılabilmektedir. İmitasyon Kraft genellikle ambalaj malzemesi olarak kullanılmaktadır. Bahsi geçen karton kâğıt çeşitlerinin üretiminde kombine kâğıt karton makinesi, kâğıt makinesi, yuvarlak elekli makine gibi çeşitleri bulunmaktadır.

Makineler yaş kısım, kurutma kısmı perdah ve mal sarıcı bölümlerinden oluşmaktadır. Kombine makinelerde karton üretimi yapılacaksa makinenin özelliğine göre iki üç kat hamur akışı ile kâğıt üretiminde ise tek kat hamur akışı ile üretim yapılmaktadır.

Hamur hazırlama depolarındaki hamur %4 – 4,5 kesafet ile makine depolarına (miş büte) seviyesine göre pompalanır. Miş büte pompası ile makine büte sürekli %100 dolu olacak şekilde beslenir. Makine büte pompası üretilecek kâğıt cinsine göre (şoper) öğütme derecesini ayarlamak için rofoyrere basar. Şoperi ayarlanan hamur koyu hamur seviyesine, koyu hamur seviyesinden miktar ventilinden istediğimiz miktarda hamur kademe kolektörüne sürekli ve sabit miktarda iner. (Kendi ağırlığı ve yer çekimi ile) Kolektörde elek altı su ile birleşerek %0,8 / 1,2 kesafete ayarlanır. Makinenin özelliğine göre çeşitli temizleme kademelerinden geçer. (deflaker, sentikliner, selekt rifayner) gibi. Burada amaç safia oluşmadan önce hamurun içinde kalmış kum, metal parçacıkları, açılmamış elyaf ve plastik parçacıklarının temizlenmesidir. (Hurda kâğıtlarda naylon, plastik, bant, iğne, ataç, kum gibi yabancı maddeler bulunabilmektedir) Temizleme kademelerinden geçen hamur sulu hamur seviye kasasına gelir. Artık hamur kasasına homojen şekilde alınır. Hamur kasası cetvel ağzından sonsuz elek üzerine yayılarak formasyon masasında safia teşkil etmeye başlar. Elek üzerindeki safianın (%0,8 / 1,2) suyu hızlı bir şekilde register solisleri, hidro-folyo vozofolyo elek sifonu ve manşon valsi mahareti ile (%20 / 25) kuru madde olarak preslere (makine özelliğine göre 2, 3 adet) geçer. Preslerde (bir yüzlü vals vasıtası) ile baskı uygulanır. Sıkılan safia baçe ve vakum ile (%35) kuru maddeye ulaşmış olur. Yüzey düzgünlüğü aynı zamanda preslerden geçerken sağlanmış olur. Artık kurutma kısmına geçer. Kurutma silindirleri yaklaşık 3 – 3,5 atü 180 – 200 C ile ısıtılır. Artık atmosfer basıncı hararetli kuru buhar safia kâğıt hâlini almıştır. Silindirlerde dolaşarak son kurutma silindirinden geçtiğinde %93 / 94 kuru maddeye ulaşmış olur. Soğutma silindirlerinden geçen kâğıt – karton son bir yüzey baskısı olan kalenderlerden geçer ve mal sarıcıda sarılır. İstenilen tonaja ulaştığında makineden alınır. (Kreyn vinç) vasıtası ile kantara bırakılır.

Makinede imalat esnasında mal sarıcının önünde gezer ölçme aleti ile anlık verilerle rutubet, gramaj ölçümleri sürekli yapılır ve kayıt altına alınır. Limitlerin dışında çıkan kısımlara müdahale edilir. İstenilen evsafta üretilen kâğıt – karton bobin veya makas makinesine gönderilir. Bobin makinesi istenilen ölçülerde dilimleme yapar. Makas makinesi de ebatlama yapar. Siparişlere göre üretilen imalat laboratuvar kontrollerinin (kopma, mukavemet, gramaj, rutubet, renk ve ölçüleri) onaylanmasından itibaren ambalajlama ünitesine oradan mamul ambarlarına teslim edilir. Kâğıt ve karton üretimi, makine arızası, su, elektrik kesintisi, sipariş olmaması gibi durumlar dışında aralıksız 7/24 esası ile yapılır”

Bu karton elimize geçtiğinde aile fotoğrafını yerleştirdiğimiz çerçevenin arkalığı olsun diye çerçeve ölçüsünde keskin bir bıçakla keser, çerçeveyi her baktığımızda göreceğimiz bir yere yerleştiririz. Kendimizi o kadar önemseriz, kendimiz dışındaki şeylere o kadar ilgisiz kalırız ki o kartonun nasıl, hangi emekle, ne kadar zamanda, üretilip elimize ulaştığı ve işimize yaradığı aklımıza bile gelmez.

Tabiat kanunları da böyledir.

Güneş her gün doğuyor, mehtap her ayın on beşinde görülüyor, su sürekli akıyor, rüzgâr hep esiyor diye bunlar kendiliğinden oluyor zanneder, sıradan, olagelen ve olagelip sonsuza kadar böyle gidecek zannettiğimiz şeylerin nasıl bir mucizenin eseri olduğunu, nasıl bize ücretsiz ve emeksiz tahsis edildiğini umursamayız.

Su yaşadığımız gezegene total olarak verilmiştir. Miktarı hiç değişmez. Binlerce seneden beri yağmur yağar, pınarlar akar, insanlar içer, nehirler denize dökülür, denizde buharlaşır bulut olur. Bulut yağmur olarak yeryüzüne geri döner. Bu devridaim içinde belki yüzyıllarca önce yaşamış bir kral veya köle ile aynı suyu içtiğimiz hiç aklımızın köşesinden geçmez.

Hava da yeryüzüne total olarak verilmiştir. Ne artar ne eksilir. Serbest solunumla hayatını sürdüren canlılar oksijen alıp karbondioksit verirler. Alınan oksijen ciğerlerden kana karışır, kan hücreleri oksijenle besler. Beyin nöronlarına saniyelik bir süre içinde oksijen gitmemesi kalıcı hasarlara yol açar. Vücutta dolaşan oksijen yok olmaz. Karbondioksite dönüşüp nefesimizle dışarı çıkar. Bütün bitkiler bunun tersini yapmaktadır. Karbondioksit alıp oksijen verirler. Böylece hava bitmez, azalmaz, eksilmez. Bu devridaimin de hiç farkında olmayız.

Her şey ömrünü tamamlayınca toprağa düşer. Toprakla karışır. Sonunda toprak olur. Toprak bütün gıdaların kaynağıdır. Gıda insanın ham maddesini oluşturur. Bu devridaimin de hiç farkında olmayız.

Kâğıdın macerasındaki detay belki hayatın kıymetini bilmeyi, tefekkür etmeyi öğütlemekte.

*