Emel Sözcüer / Kelimelerle İncelir Ruhumuz

Sözümüz bellidir, ne söyleneceği konusunda şüphe duymayız. Ama sözü nasıl bir kıvamda ve hangi kalbî duygularla söylemeliyiz? İşte bu, her an gündemimizde olan derdimiz olmalıdır.

Sözün en iyisini söyleme ve yerine getirme hassasiyeti, kişiliğe vakar itibar katar. Böylece etkili bir duruş sergileyebiliriz. İnsan, şahsiyeti davranışı ve sözleriyle ahsen, ecmel ve ekmel kıvamında olmalıdır der büyüklerimiz.

Mevlâna Celalettin Rumi’nin hocalarından Seyit Burhanettin (KS) “Cevizin kabuğunu yemek mideyi bozduğu gibi kabuktan ibaret sözler de söyleyenin ve dinleyenin gönlünü zayıf düşürür. Sende istidat varsa sözü Hak’tan işit ya da ehli hakikatten işit” buyurmuştur. Söz ve davranışlar hem şahsiyetimizi dokur hem de çevremizdekilere ilaç olur; eğer iyi niyetle, aklı selim ile ve tefekkürle yola çıkarsa.

Şahsiyetin kalitesi de sözlerle davranışların aynı okuyuşu ifade etmesiyle belirginleşir. Ayrıca ne söylediğimizi biraz da nasıl söylediğimiz belirler. Olgun insan güzel söz söyleyen değil söylediğini yapan, yapabileceklerini söyleyendir. Söz sadakat ister. Saf suresi 2. Ayette “Ey iman edenler yapamayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz?” buyurulmaktadır.

Hepimiz farkındayızdır, toplumda fikrî konuları konuşup tartışmak gerçekten seviyesini yitirdi. Nitelik açısından değil sadece, nicelik açısından da böyle. Çevremizde düşünsel, entelektüel konulara kafa yoran insanlar azaldı gibi geliyor bana. Hatta okumuş kesimler arasında da bu görülüyor. Çünkü derinlik yok. Ne geçmişten ne de yeni düşüncelerden haberimiz var. Biz nedense ciddî konuları konuşmaktan çok muhabbet etmeyi sever olduk. Ne hâle geldi güzelim muhabbet kelimesi. Lüzumsuz, seviyesiz ceviz kabuğunu doldurmayan gevezeliklerin adına muhabbet dedik. İşin daha acı yanı, bu şimdilerde elektronik ortama taşındı. Ne yazık ki boş işlerle uğraşmalar devam ediyor.

Kelimeler vücut kimyasını değiştiriyor. Sözlerimize dikkat edelim niyetlerimizin kalitesini belirler, düşüncelerimize dönüşür. Düşüncelerimiz duygulara, davranışlara, alışkanlıklara, ardından değerlerimize, karakterimize dönüşebilir. Karakterimiz de kaderimizi belirlemede etkili olacaktır. Çünkü kelimeler güçlüdür, idrakimizin önündeki sis perdesini aralar. Ortalığa dökülen bir yapbozun bir arada muhteşem bir manzaraya dönüşmesini sağlar. Tam da hissettiklerimizi anlatır, gönlümüzü ferahlatır, derde derman olur. Bazen de aynı sözcükler nasıl da incitir insanı. Hz. Ali, güzel sözlerle gönlü ferahlatmamızı tavsiye etmez mi? 

“Düşündürücü ve hikmetli sözlerle ruhlarımızı dinlendirelim!”

Gönül… İlim de kelimeler de gönlü dar insanın işi değildir. Sen yeryüzüne sığamazken gönlünde Rabbini nasıl misafir edeceksin? Kelimelerle incelir ruhumuz ferahlar kelimelerle.

Medeniyet tarihimizde öyle kişiler yetişmiştir ki, şahsiyetini zaafa düşürecek tek bir nefeslik boşluğa bile yer vermemişlerdir. Her nefeste diri olmayı hedef edinmişlerdir. Hayata bakış açısı bu olan kişilerin büyük bir sorumluluk şuuruna sahip oldukları aşikârdır.

Samimiyet, aklı selim, tefekkür ve mesuliyet şuuru barındıran kaliteli bir şahsiyet kıvamı, söze hâle ve davranışa ruh katar. Böylece şahsiyet dilimiz olumlu enerji ile yüklenecek, gönlü zayıf düşüren, ruhu katılaştıran kalitesiz söz ve davranışlardan kolayca kurtulacaktır.

*