Laedri / Anne Duası

Musa aleyhisselam ulu bir hak peygamber
“Kelimullah” namıyla hep anılır beraber

Buna sebep: çıkınca o kutsal Tur dağına
Rabbiyle konuşurdu bakmadan etrafına

Bir gün sual etti ki: “Yâ Rabbi, söyler misin?
“Merakımı bağışla gaybı bir sen bilirsin

Benim komşum ahrette kim olacak acaba?”
Bir isim ve bir adres verince Hak taalâ

Tebdil kıyafet edip Peygamber düştü yola
Zaten ismi bilinir pek tanınmazdı Musa

Adrese ulaşınca buldu aradığını
Gördü ki o komşusu fakirce bir kasaptı

Epeyce sohbet etti gizli kalmıştı kimlik
Öğrenmek istiyordu acaba ne özellik

Nasıl kazandırmıştı bu payeyi Kasap’a
Bir ipucu çıkmadı vakit erdi akşama

Hazreti Musa kalkıp ordan ayrılmayınca
Evine davet düştü o edepli Kasap’a

Almıştı dükkânından et koyup bir pakete
“Sen biraz dinlen” dedi ulaşınca evine

Misafir göz ucuyla onu seyrediyordu
Dükkândan getirdiği eti ateşe koydu

Duvardan bir zembili itinayla indirdi
İçinden çıkan şeye Musa çok hayret etti

Yaşlılıktan küçülmüş bir kadıncağız mıydı?
Ağzında pıtır pıtır sürekli bir mırıltı

Kasap ise devamlı ona konuşuyordu
“Tamam anne” diyerek elini öpüyordu

Kasap önce kadının yaptı temizliğini
Sonra kaynayan etin suyundan az içirdi

Annesinin ağzını silip temizleyince
Gene bin itinayla yerleştirdi zembile

Kadıncağız devamlı mırıltılar içinde
O ise “tamam annem, âmin annem” demede

Yerleştirip yerine aynı ihtimam ile
Zembili alıp astı duvardaki yerine

Sonra misafirinin yanına döndü kasap
Musa’da ise biraz karışmış idi hesap

Geçen birkaç saati olmuştu az yorucu
Bir şeyler öğrenmişti velâkin asıl soru

Cevapsız bekliyordu hem yeni sorularla
Neyse ki kasap ona yaptı az açıklama:

“Benim annem çok yaşlı hem de muhtaç bakıma
Ben onun layıkıyla bakayım bakımına

Diyerek evlenmedim; gelecek olan kadın
Ona iyi bakamaz belki incitir diye

Gene aynı sebeple hizmetçi de tutmadım
Hayatımdan memnunum; o yüce Yaradanım

Şu küçücük hizmetten beni geri koymaya”
“Peki, niye zembil ve duvar?” deyince Musa

Cevap net ve makuldü: “Fareler ve kediler”
Mesele ne kadar da böyle basitmiş meğer

Kalmıştı ama elde son bir anahtar soru:
“- Annen sana devamlı bir şeyler söylüyordu;

Söyleyebilir misin, ne diyordu acaba?”
“- Mühim bir şey değildi her zaman aynı dua”

“- Nasıl bir dua idi hele tekrarla, söyle”
“- Anaların her zaman dediği şeyler işte”

“- Nasıl bir duadır o; söyler misin acaba?”
“– Canım hiç olmayacak öylesine bir dua”

“– Yâni neler söylüyor, haydi nazlanma söyle;
Beni meraklandırma haydi durma da söyle!”

“– Diyor ki ‘Mevla’m seni ahrette komşu etsin
Cennette ağırlasın Hazreti Musa ile…’”