Hacer Taner Bulut / Masal / Yaşlı Tilki Urkani


Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde… Eski zamanların birinde Urkani adında, yaşlı ve çalışkan bir tilki varmış.

Urkani’nin güzel, yeşil bir bahçesi, tahtadan küçük bir kulübesi varmış. Günlerini bahçesinde sebze yetiştirerek geçirirmiş.

Onun öyle pek arkadaşı da yokmuş hani. Onun işi gücü çalışmak, çalışmak, çalışmakmış.

Gel zaman git zaman, Urkani’nin o güzel bahçesine yaramaz bir köstebek dadanmış.

Bu köstebek acımasız, açgözlü bir köstebekmiş. Urkani’nin bahçesinde ne kadar sebze varsa hepsini mideye indirmeye niyetliymiş.

Önceleri bu duruma pek aldırış etmeyen Urkani, zamanla durumun kötüye gittiğini görünce, bu duruma bir çare aramaya koyulmuş.

Önce bahçenin her bir köşesine kapanlar kurmuş. Geceleri kapanları kontrol eder, pusuya yatarmış. Fakat bizim kurnaz köstebek bir türlü yakalanmazmış.

Günler geçtikçe bu durum Urkani’nin canını fena halde sıkmaya başlamış.

Urkani’nin öfkesinden bir haber, yaşayan hırsız köstebeğin keyfine diyecek yokmuş. Çalışmadan yan gelip yatmak onun işine geliyormuş. Üstelik karnını doyurmak için çaba harcamasına da gerek yokmuş.

Yine böyle bir sabah Urkani pusuya yatıp, köstebeği kollamaya başlamış. Aradan biraz zaman geçince toprak kıpırdamaya, sebze fideleri sallanmaya başlamış.

Bunu gören Urkani sessizce oraya yaklaşıp sebze fidesini tutuğu gibi yukarı çekmiş. Fideyle birlikte köstebekte havada asılı kalmış.

Urkani ile göz göze gelen köstebek mahcup bir bakış fırlatmış. Fakat Urkani bu bakış karşısında hiç istifini bozmamış ve:

‘’ Seni gidi yaramaz hayvan! Sonunda elimdesin. Senin yüzünden bahçemde sebze kalmadı. Söyle bana, ben bu kış ne yer, ne içerim haaa?’’ Demiş öfkeli bir sesle.

Bu sözler karşısında köstebek pişkin bir şekilde:

‘’Ne olacak canım, biraz ucundan yediysek?  O kadarı da sesin hayrın oluversin!’’ Deyince Urkani’nin öfkesi iki katına çıkmış.

‘’Tabi canım, ne olacak? Seni dikenli kafese hapsedeyim de ne olacağını görüver!’’ Demiş.

Urkani’nin ciddiyetini anlayan hırsız köstebek:

‘’ Yalvarırım canım arkadaşım! Ne olur beni affet. Sana söz veriyorum. Bahçeye sebze fidelerini kendi ellerimle dikeceğim. Söz, söz…

Köstebeğin samimiyetine inanan Urkani:

‘’ Hadi öyleyse ne duruyorsun tembel hayvan. Bir an önce kolları sıva bakalım.’’ Demiş ve vakit kaybetmeden küreği, çapayı ve fideleri köstebeğin eline tutuşturuvermiş.

Bizim tembel köstebek o gün akşama değin çalışmış, didinmiş. Sonunda bahçe eski halini almış.

Bahçesine tekrar kavuşan Urkani sevinçle köstebeğe bakmış:

‘’ Hadi bakalım, seni bu seferlik affettim. Eğer bir daha seni buralarda görürsem vay halineee…’’

Köstebek usulca Urkaniye yaklaşıp:

‘’ Arkadaşım! Çalışarak birilerine faydalı olmanın tadına bu gün vardım. Ne olur beni evine al. Seninle çalışıp, ben de karnımı doyurayım. Hırsızlık yapmaktan bıkıp usandım.’’ Deyince Urkani:

‘’Peki, o zaman! Gel benle kal. Ama çalışacaksın haaa… Tembelliği hiç sevmem.’’ Demiş.

O günden sonra ikisi birlikte çalışarak mutlu mesut yaşayıp gitmişler.

Daldan üç elma düşmüş. Biri sana, biri bana, biri de masalı dinleyenlerin başına.

*