Mehmet Harputlu / Kitap / Esma-i Hüsna Şerhi

Amin Maalouf diye Lübnanlı bir yazarın Yapı Kredi Yayınlarından 2000 yılında çıkmış kitabı ihtimal ki hatırlayanlar olacaktır. Yüzüncü Ad…

Roman bir kitabın hikâyesidir. Kitapta Allah’ın kimse tarafından bilinmeyen yüzüncü adı vardır. İncil’de bahsi geçen kıyameti önlemek için bu ada ve bu adın geçtiği kitaba ihtiyaç vardır. Gizem tamam olunca geriye gerilim kalır. Onlarca şehirde geçen bir arayış başlar. Alt hikâyede bir de kocasını arayan kadın vardır.

Evet sonra ne olmuş, diye sormayın, ne olabilirdi ki, hiçbir şey. Sorulması gereken soru şu, Allah’ın doksan dokuz ismini biliyor musun ki bilinemeyecek olan yüzüncü adın peşine düşmüşsün. Kim söylemişse güzel söylemiş, gizem aptalları çeken çok etkili bir yemdir.

Bahse medar olan kitap gizem peşinde koşan aptallara göre değil. Apaçık, arı, duru, eskilerin bedahet dediği cinsten bir bilgiyi sunuyor, düşünen ve düşünmeyi insanı diğer mahlukattan ayıran haslet olarak bilenler için.

Kitap Allah’ın doksan dokuz ismi hakkında.

Erbabına malumdur, bu doksan dokuz isme (esma-i hüsna) denir. Bir ayeti kerimeye dayanır (en güzel isimler onundur) anlamına gelir. Bu konuda telif edilmiş binlerce eserden biridir.

Bu eseri diğerlerinden ayıran hususlar özetle şöyle sıralanabilir.

* Eser; el yazmasıdır. Yazı şekli Nesihtir. Fiziksel özelliği: 71 varak yani 142 sayfadır. Her sayfada 9 satır ve sayfaların birçoğunda derkenar bulunmaktadır. Eserin boyutu: Uzunluğu 206 mm genişliği ise 129 mm’dir.

* Anlaşılacağı üzere en eski tarihli eserlerden biridir. Müellifin ölüm tarihi 1491 olduğuna göre yaklaşık altı yüz yıllık bir eserdir.

* Dönemin Türkçesiyle kaleme alınmıştır. Arı duru tertemiz bir Türkçenin kayıtlı örneklerinden biri olması itibariyle dikkate şayandır.

* Dini hükümlerin naslara dayanmasına özen gösterilmiştir. Ehli sünnet itikadı çerçevesinde telif edilmiştir.

* Derkenarda saraydan bir hanımın hayrı olarak kaleme alındığı bilgisi vardır.

* Asıl önemi ve özelliği muhtevasındadır. Eser, kayıp kültürümüzün yapı taşlarından biri özelliğini taşımaktadır. Kısa, öz, dönem Türkçesinin çok sade ve güzel örneklerinden bir dil ile kaleme alınmıştır. “İman” “Bilgi” “Duygu” ve “Davranış” başlıklarını bir düzlemde buluşturma başarısını gösterdiği söylenebilir. Günümüz İnsanının bu başlıklardan her birinde takılıp kaldığı gözlemine iştirak edilirse, bunlardan her birinin diğeri olmaksızın var olması veya varlığını sürdürebilmesinin ne kadar zor olacağı tebeyyün eder. Eser sanki bu zorluğu görüp bilerek böylesine önemli bir amaca hizmet için telif edilmiş gibidir.  Allah’ın ahlakı ile ahlaklanmak şeklinde ifade edilen en ileri gayenin yol haritası şeklinde tertip edilmiştir. “Selam” ismiyle güvenilir olmayı, “Mütekebbir” ismiyle mütevazı olmayı, “Kerem” ismiyle cömertliği ve diğerlerini aynı eksenle açıklamaktadır. Her ismin şerhinde “Kulun bundan nasibi” diyerek başlık açılmıştır.

Eserin Çalışması, Müzeyyen Ağrıkan Muradoğlu’na aittir.

Yazar, giriş bölümünde çalışmada takip ettiği yolu şu şekilde beyan etmektedir.

“Çalışma dört bölüm halinde tertip edildi. Birinci Bölüme Günümüz Türkçesi alındı. Günümüz Türkçesinde sayfa düzenine uyulmayarak her bir esma müstakil bir bölüm olarak çalışıldı. Anlamayı kolaylaştıracak az sayıda bazı ilaveler yapıldı. Bu ilavelerin kitabın aslı ile farkını belirtmek amacıyla farklı bir yazı biçimi (font) kullanıldı. Üçüncü bölümde eserin okunuşu sayfa düzeninde alındı. Dördüncü bölüme eserin aslı ilave edildi”

*