Hümeyra Eken / Dünya Turu Günlüğü

Hazırlık

Seyahati severim. Değişik yerler, değişik ülkeleri görmeyi her zaman çok istedim.

2016 yılı Kasım ayının ilk Pazar günüydü. Gazetelerin tatil eklerinde bir reklam gördüm. Bugüne kadar yapılmamış olan MSC Gemiyle Dünya Turu’ndan bahsediyordu. Bunu kız kardeşimle paylaştım. Onun da ilgisini çekti. Daha önce, reklamı veren gemi şirketi ile gemi seyahati yaptığım için, hemen ertesi günü, yani Pazartesi günü aradım. Daha önce bu şirkette yani MSC’de Voyager Clup üyesi olduğumdan, tüm bilgilerim kendilerinde vardı zaten. Bana, beş dakika içinde, bu Dünya Turu’nun tam programını ve ücret bilgilerini mail olarak gönderdiler.

İtalya- Cenova’dan başlayıp, tam tur sonrası Cenova’da biten, 5 kıta, 3 okyanus, 34 ülke, 50 şehir, 119 gün, olağanüstü, rüya gibi bir program. Bu listedeki ülkelerin her birine tek tek gitmem mümkün değil. Bir gün düşündük ve sabah olunca ikimiz de kesin olarak gitmeye karar verdik. Sabah Gemi şirketini arayıp rezervasyon yaptırmek istediğim. Ön rezervasyonu yapıp, acentaya yönlendirdiler. Acentayı aradığımda, rezervasyon bilgileriniz geldi, bir hafta geçerli. Ne zaman isterseniz gelin sözleşme yapalım, dediler. İki saat sonra da acentada sözleşmeyi imzalamış ve ödemeyi yapmış, heyecenla geziye başlama gününü beklemeye ve hazırlıklara başlamıştık. Gezi 05. Ocak.2019 günü. Daha iki yıldan fazla zaman var.    

Bir yıl sonra, 2017 Aralık ayında, İstanbul dışında oturan erkek kardeşimle görüşmemizde, bu turdan bahsettim ve onun da çok hoşuna gitti. Yine MSC merkezi arayıp, kardeşimin de gelmek istediğini bildirdiğimde, yetkili, hiç yer kalmadığını, ama yine de İtalya’ya merkeze soracağını, belirtti. Ertesi gün de aradı ve İtalya’dan cevap geldiğini, bir kişi geziyi iptal ettiği için, bir kamara boş olduğunu belirtti. Hemen orayı da erkek kardeşim ve eşi için rezervasyon yaptık.

Gezi günü yaklaştıkça heyecen da artıyordu. Son iki ay kala, vize işleriyle uğraştık. Sürekli uygulanan tur programlarının dışında bir program olduğu için, biraz uğraştırdı ve sonunda vize isteyen tüm vizeleri aldık ve artık bir engel kalmadı.

Gemiye biniş tarihi olan 05.Ocak.2019’dan bir gün öncesine 04. Ocak. 2019 gününe uçak biletlerimizi aldık, Cenovada bir gece kalacağımız otel rezervasyonunu yaptık. Bavulları hazırlamak biraz sıkıntılı oldu. Zira, uçak 20.kg azami ağırlıkta bagaj hakkı veriyordu ve bavullara sığdıramıyorduk. Sonunda birkaç defa boşaltıp tekrar doldurarak asgari eşya ile hazırladık. Artık gitmeye hazırız.

Cenova (05.01.2019)

Uçak Milano’ya indikten sonra havaalanından direk Cenova’ya otobüs varmış. Kolaylıkla 2,5 saatte Cenova’ya geldik. Bir gece kalacağımız otelin hemen yakınında otobüsten inip, yürüyerek otele geldik, odalarımıza yerleştik. Otel Cenova limanına bakıyordu. Biraz dinlenip hem yemek için hem de dolaşmak için dışarı çıktık. Rıhtımda İstanbul Restoran isminde bir restoranda yemek yedik ve gecesinde Cenova’yı gezdik. Otele dönüp dinlendik. Sabah gezi başlıyor.

Sabah uyandığımda otel odasının penceresinden MSC Magnefica gemisinin gelmiş, rıhtıma demirlemiş olduğunu gördüm. Otelde kahvaltı yapıp, gemiye gitmek üzere otelden ayrıldık. Oteldeki yolcuların büyük çoğunluğu gemi yolcusuydu.

Bavulları gemiye taşımak zor olacağı için taksi istedik ama, taksinin bagajına dört kişinin bavulları sığmayınca, arka koltuğa da koyarak, oturmak için az yer kaldı ve benimle erkek kardeşim taksiyle gemiye gittik. Diğer iki kişi yürüyerek geldi gemiye. Bavulları teslim edip, içeri girmek için sıra numarasını alıp, beklemeye başladım. Yolcuların büyük çoğunluğu Cenova’dan bineceği için çok kalabalıktı. Beklerken geminin yiyecek ve içecek ikramları oldu. Geziye katılan 18 Türk’le de tanıştık. Sıra geldiğinde, pasaport ve vize kontrolleri yapıldı ve bir eksiklik olmadığı görüldü. Gemiye 6. Kattan giriş yaptık. Bizi güler yüzle ve bir kokteylle karşıladılar. Yanıma bir gemi görevlisi geldi ve daha önce oda numaram belli olduğu için doğru odaya çıktık. 10. Kattaki odaya geldiğimde, bavulların odanın kapısında beklediğini gördük.  Görevli odanın kapısını açtı, bir ihtiyacımız olduğunda yardımcı olacağını söyledi. Yatağın üstünde, Gemi Kartları hazır bekliyordu. Gemi yolculuğunda bu kartlar her yerde kullanılıyor. Odanın anahtarı, kimlik ve pasaport, gemiye giriş kartı, ödeme kartı… Üzerinde ad-soyadımın, odanın olduğu kat ve oda numarası, benim çıkacağım acil çıkış kapı, Voyager Club numaram, Geminin adı ve turun başlangıç- bitiş tarihlerini, kamaranın sınıfını, akşam yemek yiyeceğim restoranın ismi ve masa numarası ile yemek saati, internet ID numaram ve MSC gemi wifi adresi ve geminin telefon numarası, yani tüm bilgiler bu karta yüklenmiş hazır.

Gemideki oda lüks bir otel odası. İki yatak, aynalı tuvalet masası, televizyon, komidinler, büyük bir gardrop, koltuklar, sehpa…. Gibi eşyalar. Hepsinden güzeli de geniş bir balkon, iki büyük balkon sandalyesi, büyük sehpası ile, denizle içiçe bir yaşam … çok güzel. Bavulların içindekileri dolaba yerleştirip, bavulda kalanlarla birlikte yataklaın altına koydum. Bunu çok güzel düşünmüşler. Ortada hiçbir şey kalmadı.

Daha önce birçok defa gemi seyahati yaptığım için biliyordum ana yine de gemiyi keşfe başladım.  Yüzlerce insan, değişik dillerde konuşuyorlar. Her milletten kadınlar, erkekler. Çoğunlukla orta yaş ve orta yaşın hemen üzerindeler. Bazıları ise çok yaşlı. Çocuk sesi geliyor zaman zaman. Küçük çocuklu aileler de var. Gençler ve genç evliler bayağı azınlıkta. Güzel fizikli ve gülen yüzleriyle selam veren genç erkek ve kızlar genellikle gemide çalışan animatörler veya sanatçılar.

13. kattaki açık büfe salonunda ya da masalara servis yapılan 5. Ve 6. kattaki restoranlarda yiyecek ve içecekler durmaksızın tüketiliyor ve yenileniyor. Kapalı ve açık yüzme havuz bölgelerinde, havuzdan gelen sesler, jakuzi fokurdamaları, langırt oynayanların gol sevinçleri, masa tenisinden gelen top sesleri ve sürekli bir uğultu. Yer yer şen kahkahalar ve tezahüratlar. Açık alanlarda yürüyen, koşan, denizi seyreden insanlar. Kapalı mekanlardaki bilardo ve bowling toplarının sesleri duyuluyor. Spor salonunun üç yanında çok güzel deniz manzarası, tek kapalı yönü ise tamamen aynalarla kaplı. Spor salonunda birçok yeni ve güzel aletler, kullanacılarını bekliyor. Hemen bitişik salonlarda mis gibi parfüm kokuları içinde çok kibar Taylandlı masajcılar gülümseyerek selamı veriyorlar.

Değişmeyen tek şey temizlik. Güzel ve temiz bir hava. Bol ışık ve pırıltılı camlar, aynalar, duvarlar, tablolar, vitrinler, mermerler, halılar ve dekorlu tavanlar.

İki binin üstünde yolcusu olan 16 katlı MSC Magnıfıca isimli devasa bir gemide birbirini hiç tanımayan insanlar, asansörde veya yemek masalarında veya gösteri salonlarında tesadüfen yan yana gelince nezaketle ve gülümseyerek değişik dillerde birbirlerine günaydın veya hoşça kal diyorlar. İnsan vücut dili her zaman ve her yerde aynı, bu nedenle güzel bir dilek hemen anlaşılıyor ve aynı şekilde karşılık buluyor.

Geminin 5., 6. ve 7. katlarındaki değişik isimli ve isimlerine uygun mobilyalı barlarda birçok sanatçı birbirleriyle değişerek mini konserler veriyor. Her köşede canlı müzik sunuluyor. Geniş ve rahat koltuklarda oturmuş insanlar sohbetle, guruplar halinde müzik dinliyorlar ya da sanatçılara eşlik ediyorlar. 7. katta geminin arkasını tamamen kaplayan en geniş barda, 7 kişilik bir orkestra devamlı olarak dans müzikleri çalıyor. Her öğleden sonra çok nefis pastalar ve kurabiyeler ikram edilen çay partileri düzenleniyor ve canlı müzik eşliğinde dans ediliyor. Gemide birçok dans kursu ve hocası var. Ders saatleri dışında bu hocalar öğrencileriyle burada dans pratikleri yapıyor.

13. katta açık güvertede neredeyse haftada bir gece, değişik temalı partiler yapılıyor. O partilerde ise o günlerde, bulunulan bölgeden gelen yerel sanatçılar folklorik dans gösterisi sunuyor. Hemen ardından bu kez daha çok animatör gençler yolcuları dansa kaldırıp pistin her zaman canlı ve neşeli kalmasını sağlıyorlar. Değişik ülkelerden gelmiş 6 kız 7 erkekten oluşan animatörler tüm yolculuk boyunca, bitmeyen enerjileri ile sabahtan gece yarılarına kadar, geminin her noktasında yapılan aktivitelerden birisinin içine sizi sokuyorlar.

Gemide gecelerin en önemli buluşma yeri ise Royal Tiyatro salonu. Geminin ön tarafındaki 5., 6. ve 7. katları birleştirmişler ve tek bir gösteri salonu haline getirmişler. Yüksekliği bu üç katın birleşiminden oluşuyor. Her türlü teknik ve ışık sistemlerine sahip kocaman sahnesi ve arkaya doğru yükselen tüm salonu kaplayan geniş koltukları ve balkon bölümü ile, 1500 kişilik muazzam bir müzik, opera ve tiyatro salonu. Akşam 19.30 da ve aynı programın 21.- de tekrarı ile yemek saatleriyle uyumlu olarak, her akşam çok çeşitli canlı konser, gösteri, animasyon, tiyatro, opera, jimnastik gösterileri oluyor. Zaman zaman uğranılan limanlardan ünlü sanatçılar gemide misafir edilerek, akşam sahne sunumlarını yapıyorlar. Ertesi günü gemiden ayrılıyorlar.

Geminin 5. Ve 6. Katındaki restoranlarda akşam yemekleri 18.- ve 21.- de olmak üzere tercihlere göre yenebiliyor. Burada en lüks restoranlardaki kadar iyi hizmet veriliyor. Biraz yavaş. Bir de 13. Kattaki açık büfe restoran katı var. Sabah 07.- den gece 22.- ye kadar sürekli yenilenen, kahvaltılıklar, etler, sebzeler, salatalar, meyveler, ekmekler, tatlılar en taze şekliyle ve ödüllü ahçılar tarafından hazırlanıyor. Uğranılan ülkelerin ve gemideki yolcuların ülkeleri için özel akşamlar düzenleniyor ve o ülkenin en güzel yemekleri yapılıp, sunuluyor. Yemek salonları o ülkenin bayraklarıyla donatılıyor. Herhalde böylece vatan hasretini gidermeye çalışıyorlar. Türk gününde Türk usulü kebap yedik, gözleme yedik, sucuk yedik, baklava yedik. İçecekler de restoranların içinde ve her katta barlarda bulunuyor. Her tür içecek var buralarda. Ayrıca sıcak içecek köşelerinde çay, kahve, süt, bitki çayı, soğuk içecekler, meyve suları, buz 24 saat açık. Pizza bölümü de 24 saat açık ve çok çeşitli pizzalar taze taze yapılıp sunuluyor. Yiyeceklerin hepsi ve her gün iki litre su (dört şişe 500.gr) ödediğimiz tur ücretine dahil. Ayrıca ücret ödemesi gerekmiyor.

 Gemideki yolcuları rahat ve mutlu etmek için her türlü hazırlık yapılmış ve tüm çalışanlar çok iyi eğitilmiş. Hiçbir konuda hayır demiyorlar ve her an yardıma hazırlar. Hep güler yüzlüler. Çok çalışkanlar. Çoğunlukla da Filipinli, Malezyalı, Afrikalılar ve çok gençler. Yorulmak nedir bilmiyorlar. Sorun çözmeye odaklı olarak çalışıyorlar. Kaptanın deyimi ile, altı yıldızlı otel hizmeti veriyorlar. Her gün odaların temizliği bakımı görevliler tarafından yapılıp, hergün çarşaf ve havlular değişiyor. Geminin her tarafında, özellikle yiyecek bölümlerinde temizlik ve hijyen kurallarına çok dikkat ediliyor.

Geminin içini keşfedip, yemek yedikten sonra kalkış zamanı geldi ve müzik eşliğinde rıhtımdakilere el sallayarak, sabah Fransa- Marsilya’da olmak üzere yola çıktık. Güvertede sohbetle geçen zamandan sonra herkes biraz yorgun olduğu için odalarına çekildi ve uykuya daldı.

Marsilya – Fransa (06.01.2019)

İlk durak Marsilya. Sabah uyandığımızda Marsilya sahillerine gelmiştik ve gemi rıhtıma yanaşıyordu. Gemi limana girmeden, o limanın Kılavuz Kaptanlarından biri, o ülkenin Kıyı Emniyet teşkilatının sürat motoru ile gemiye yanaşıyor ve Kılavuz Kaptan, 4. Kattan gemiye alınıyor. 4. Kat denizle aynıhizada olduğu için kolayca binilebiliyor. Limana yanaşmasına kılavuzluk yapıyor.

Sabah 8.- den akşam 18.- e kadar şehri gezme imkânımız var. Bu sebeple acele bir açık büfe kahvaltıdan sonra hemen şehri gezmek üzere karaya çıktık. Gemi yeni limana yanaştığından şehir merkezinin biraz dışında. Şehir merkezine yakın bir yere ücretsiz shatel ile geldik. Merkezde eski liman, çok korunaklı ve küçük bir koyda. Birbirinden güzel yatlar demirli. Yolda Cathedrale de la Major (Büyük Katedrali), Kaleyi ve müzeyi gezditen sonra nostaljik bir teren bindik. Yanları açık, iki vagonun takılı olduğu elektrikli bir tren. Tüm şehri, ana caddelerini, güzel mahallelerini gezdiren bir rota çizmişler. Notre-Dam tepesine yine trenle çıktık. Buradaki Notre-Dame de la Garde Bazilika’sını ve müzeyi gezdik. Tüm şehri 360 derece kuş bakısı seyrettik. Fotoğraflar çektik. Tarihi binaların üzerinde taş işçilik ve bol heykel var. Bununyanında yeni ve modern binalar da var. Yine trenle dönüp rıhtımda La Samaritaine’de güzel bir Fransız kahvesi içtik. Rıhtımda kurulan pazardaki ürünleri gezdik. El yapımı sabunlar, oyuncaklar, pastalar, küçük hediyelik objeler çoğonlukta. Çok güzel renk renk, değişik makaronlar aldık ve yedik. Rıhtımda dolaşarak gemiye dönerken, restoranın birinden bir genç kız çıkıp bize merhaba dedi. Burada çalışıyormuş ve Türkçe konuştuğumuzu duyunca, konuşmak istemiş. Biraz sohbet ettik ve gemiye döndük. Marsilya küçük ama güzel bir sahil şehri. Sakin, bakımlı, bol çiçekli, balıkçılarıyla küçük bir Akdeniz sahil şehri.

Geminin kalkış saati olan 18.00 de gemi tüm hazırlıklarını tamamlayıp müzik eşliğinde kalkışını yaptı. Tabi yine gemiye limandan Kılavuz Kaptan binmişti. Gemi limandan çıkana kadar kılavuzluk yaptı ve limandan çıkışında da, gemi hızını düşürdü ve Kıyı Emniyet’in sürat motoru gemiye yanaşıp, Kılavuz Kaptanı aldı ve gemi tam hızla yola çıktı.

Bugün Fransa’da olduğumuz için gemide Fransız gecesi düzenlenmiş. Biraz dinlenip, Fransız yemeklerinden oluşan akşam yemeğimizi yedik. Akşam da Tiyatroda Fransız gecesi vardı. Gemide eğlence bitmiyor, çok geç saatlere kadar barlarda dans edenler, müzik dinleyenler, daha ilerleyen saatlerde 14. Katta discoda eğlenenler. Kumarhanede vakit geçirenler. Seçenek çok. Ama gündüz yorulduk, uyuyup dinlenip, güç toplamak en güzeli, sabah Barselona’da olacağız.

*