Laedri / İbrahim Edhem ve Fırıncı

Edhem oğlu İbrahim sahib-i saltanattı
Belh şehrinde atadan vardı sarayı tahtı

Adaletle hükmeder ahaliye zulmetmez
Halkı da onu sever saygıda kusur etmez

Düşmezdi dudağından asla şöyle bir dua:
“Yârabbi beni de kat sevdiğin kullarına”

Bir gün gece geç vakit yatağında uyurken
Bazı sesler duyarak uyandı istemeden

O duyulan gürültü çatıdan geliyordu
Sanki damda birisi koşturup duruyordu

Adamlarını saldı o seslerin peşine
Bakalım o hadsizin bu saatte derdi ne

Tutuldu getirildi o suçlu yaka paça
Dedi “develerimi arıyordum ben orda”

Sordu “-benim çatıma nasıl çıktın birader,
Daha da önemlisi damda deve ne gezer?”

“- Muhabbet ararken sen kuştüyü yatağında
Ben niye aramayım develerimi damda?”

Kaynar sular döküldü İbrahim’in başından
Tacı tahtı terk etti ayrıldı sarayından

Garip bir derviş oldu durmadan yol yürüdü
Hicaz Şam Anadolu birçok yerleri gördü

Nice seneden sonra yol düştü ülkesine
Hani sultan olduğu şu meşhur Belh şehrine

Öyle değişmişti ki kimseler tanımadı
Yatsı vakti gelmişti camide namaz kıldı

Bu camiyi vaktiyle kendisi yaptırmıştı
Cemaat dağılırken bir köşeye kıvrıldı

Sabah vaktine kadar yatmayı kurdu burda
Yoldan gelmiş yorgundu dalacakken uykuya

Kuvvetli bir tekmeyle sıçradı birdenbire
Caminin bekçisiydi vuruyordu habire

“İbrahim bu camiyi senin gibi çulsuzlar
Yatsın diye yapmadı!” diyerek apar topar

Sürükledi dışarı ayağından tutarak
Başını merdivenin taşlarına vurarak

Atıverdi caminin bahçesinden dışarı
Dayanılmaz ağrılar sarmıştı her yanını

Sürüyüp ayağını uzaklaştı camiden
Bir ışık gördü sonra sokak üstü bir yerden

Bir fırındı burası fırıncı çalışmada
Isınıp dinlenmeyi ümit ederek orda

Selam verdi ve girdi kapısından içeri
İşini bırakmadan fırıncı yer gösterdi

Saatler sonra dönüp “hoş geldin ey misafir!
Diye sorar fırıncı “halin yolun nicedir ?”

İbrahim hayret etti “- epeydir susuyordun
Merak etmedin beni şimdi mi ediyorsun?”

Fırıncı gayet sakin “- işçiyim ben burada
Sana vakit ayırsam helal olmazdı bana

Nafakamın üstüne inerdi büyük vebal
Şimdiyse işim bitti artık hasbıhal helal”

“- Sen ne temiz bir kulsun her ne istesen bir bir
Cenab-ı Hak mutlaka geciktirmeden verir”

“- Çok haklısın o KerÎm veriyor ne istesem
Bir tek dileğim vardı ne zaman verir bilmem”

“- Neydi ki o dileğin ?” diye sordu İbrahim
“- İbrahim Edhem ile karşılaşmak istedim”

“-İbrahim’in başını taşlara vura vura
Merak etme fırıncı, getirir de karşına

Kimse bilmez bundaki hikmet ve hakikat ne
Ne sen onu tanırsın İbrahim Edhem diye

Ne o sana tanıtır İbrahim benim diye”
Dedi yollara düştü İbrahim Edhem yine