Şiir Defteri / Na’at-ı Şerif

Müstenirindir semanın afitab u mahı da
Müstecirindir zeminin bi nasib u şahı da

Sen o yekta rehber-i haksın ki ey maksud gel
Hep seni cuya, şu kevnin rehrevan u rahı da

Dilde ancak nam-ı pakinle olur vahdet-nüma
La ilahe nefyi de isbat-ı ille’llahi de

Ey ebed mektum olan raz-ı huda, mahiyetin
Acze uğratmıştır istidlal ve istiknahı da

Ey muhalü’l-hall-i muamma ey meal-i kibriya
Eylemiş dem-beste sırrın arif-i agâhı da

Ey yegâne haver-i mihr-i ezel, zatın senin
Sade halkullahı aşık kılmamış, Allah’ı da

Bab-ı kudsiyet-meabındır bütün aşıkların
Kâbe-i ulyası da hacet-reva dargahı da

Şevk-i bus-ı asitanındır nesimin gerdişi
Hâk-payın olmadır her zerrenin dilhahı da

Rehgüzar-ı nazına serpilmedir amal-i gül
Bülbülün handen niyazı nale-i can-gâhı da

Şule-zar-ı iştiyakındır bu abd-imahzının
Ruh-ımahruku’l-firakı, sine-i evvahı da

Ya resullallah kılsın bir nigah-ı vuslatın
Nail-i feyz-i lika Tahir gibi gümrahı da

Tahirül Mevlevi


Na’at-ı Şerif

Senin nurundan ışıldar gökteki güneş de ay da
Sana muhtaç yerdeki nasipsiz fakir de şah da

Sen Hakkın biricik rehberisin ey hep istenen
Hep seni arar şu kâinatın yolu da yolcusu da

Gönülde pak isminin zikriyle görünür vahdet
“La ilahe” cümlesi de “illallah” vurgusu da

Ey Huda’nın ebedi gizli sırrı, senin mahiyetin
Çaresiz bıraktı delili de künhüne varmayı da

Ey çözümü muhal muamma ey anlamı Kibriya’nın
Sırrın susturmuş basiretli arifi de agahı da

Ey ezel güneşinin tecelli ettiği yegâne zat
Âşıktır senin zatına yaratılmış da yaratan da

Kutsiyet kapın, sığınağıdır bütün aşıkların
Yüce Kâbe’si de muhtaç kapısı dergâhı da

Rüzgârın dönüşü, kapının eşiğini öpme heyecanı
Ayağının tozu olmaktır her zerrenin arzusu da

Muhabbet yoluna serpilmedir tüm güllerin arzusu
Bülbülün gülüşün için duası da ağlaması da

Bu mahzun kulun iniltisi senin özlemindir
Firak ateşine yanan yüreği de gönlünün eyvahı da

Ya Rasullellah! Bir vuslat ümidi veren nazarın
Feyzine nail eylesin Tahir gibi şaşkını da