Nesir Defteri / İlm-i Hayal

Hayal, iykana muhaliftir. (Ben buna bir dereceye kadar, inandım) diyemezsiniz. Serabı ecsam-ı tabiiyye adadına idhal edemeyeceğiniz gibi, Anka’yı da defter-i hayvanata kaydettiremezsiniz. Fakat (Hayal İmana münafidir) derlerse inanma. Yola düşen bir taşı kaldırmak bile hüsn-i niyete mukarenet şartıyla, imandan maduttur.
Burada vehmi hayalden, tefrik etmeliyiz.
Malumdur ki: Bizde kuve-i tabiiyyeyi garazında istihdam eden, bir kuvvet var. Hayal dediğimiz bu kuvvet, mahsusata hükmü şamil olacak bir hakkı tasarruf iddiasında bulunuyor. Bunu da bize ister istemez kabul ettiriyor. Bu sırada biz, hakikatte vücudu olmayan şeylerin dahi taht-ı tesiri ve tasallutunda kalıyoruz. Bunlar da vehmiyattır. Suver-i hayaliyeyi, suver-i vehmiyetten tefrike muktedir hayale (Vehim) namı vererek işin içinden çıkmak istiyoruz. Hâlbuki hayal ile hülya dediğimiz, haddizatında başka, başka şeylerdir. (Ilm-i hayal) Hayali hülyadan tefrik eden bir ilim demektir. Bu bapta, bir fikir edinebilmek için, Şeyh-i Ekber’in izahatı atiyesine nasbı nazar etmekliğimiz lazım gelir. (Fütuhat-ı Mekkiyye) de diyor ki: (suveri hayaliyemizin cümlesi mümkünatı mahsusadandır, mümkünatı mahsusada vukua gelen, tağayyürat Hakka ait olduğu gibi, Hazreti hayalin mahsusada ki, tasarrufu da tenevvü’-i havatır suretinde vukua gelen, bir tecelli-i İlâhi eseridir.


________________________________________

Hayal, sağlam ve kesin bilgiye muhaliftir. (Ben buna bir dereceye kadar, inandım) diyemezsiniz. Serabı gerçek gurubuna sokamayacağınız gibi, Anka’yı da hayvanlar âleminin defterine kaydettiremezsiniz. Fakat ‘’Hayal imana zıttır’’ derlerse inanma. Yola düşen bir taşı kaldırmak bile, hüsnü niyetle yaklaşmak şartıyla, imandan sayılır.
Burada vehmi hayalden, ayırmalıyız.
Bilindiği üzere bizde tabii gücü maksadında kullandıran bir kuvvet var. Hayal dediğimiz bu kuvvet, gözle görülene hükmedecek tasarruf hakkı iddiasında bulunuyor. Bunu da bize ister istemez kabul ettiriyor. Bu sırada biz, hakikatte var olmayan şeylerin tesiri ve sultası altında kalıyoruz. Bunlar da vehimlerdir. Hayali suretleri vehmi suretten ayırmaya muktedir (olduğumuzu düşünerek) hayale vehim adı vererek işin içinden çıkmak istiyoruz. Hâlbuki hayal ile hülya dediğimiz, haddizatında başka şeylerdir. (İlm-i hayal) Hayali hülyadan ayıran bir ilim demektir. Bu hususta, bir fikir edinebilmek için, Şeyh-i Ekber’in aşağıdaki açıklamasına göz atmak gerekir. (Fütuhatı Mekkiyye) de diyor ki: (Hayali suretlerimizin hepsi Allah’ın yarattığı ve gözle görülenler (cinsin)dendir. Yarattıklarındaki değişim Hakk’a ait olduğu için Hazreti hayalin yarattıkları da farklı düşünceler suretinde meydana gelenler de ilahi tecelli eseridir”