Kitap / Mehmet Harputlu / Hazreti Hayal


[Tasavvuf, müşteriyi çağıracak tellalı bulunmayan zengin bir ticaret mahzeni, asırlarca süpürge görmemiş bir kütüphane gibidir. Bu kütüphane, yüzlerce seneden beri el değmediği halde halâ tazeliğini koruyan gerçeklerle ağzına kadar doludur. Yalnız temizlemek, biraz silip süpürmek ister. Evet, batı bu gerçekleri ilmî eserleriyle karşılaştırmak ister. Batının ilim dünyasıyla arada aşılmayacak dağlar, geçilmeyecek dereler, tırmanamayacağımız tepeler yoktur. Hatta o kadar yakındır ki: Ufak bir anlaşma tecrübesi yeterli gelir. Ben bunu: Avrupa felsefesinin incelenmesinden ortaya çıkarmış olduğum netice üzerine söylüyorum.
Ve daha ileri giderek diyorum ki: Felsefe, bizim bin sene evvel bıraktığımız noktada durmuş, felsefeciler, marifetin büyük okyanusunun sahilinde asırlarca bir takım çakıl taşları toplamakla meşgul kalmıştır]

Bu satırlar, İlmi Hayal başlıklı çalışmadan bir kısa alıntı. 1920’li yıllarda yayınlanan Mahfil dergisinde tefrika edilmiş yazı dizisinden.
İfadelerdeki keskin gerçeklik kendi tezine yine kendisinin şahitlik etmesine benziyor. Paragraf başındaki “tasavvuf” veya yazı içeriğindeki “felsefe” sözcüklerinin yerine geçmiş medeniyetimiz tabirini koyarsanız o bahsi geçen tozlu, süpürge görmemiş kütüphaneden bir esere dokunuyor olduğunuzun farkına varırsınız. Yüz yıl önce batı felsefesinin karşısına dikilecek donanıma sahip olduğumuzu onların kültürel kimliğimize giriştikleri istila hareketini püskürtebileceğimizi söylüyor. Gerçekten de muhtevası, insan psikolojisi, gerçeklik, bilimsel gerçeklik, insan algısının gerçekle ilişkisi üzerine çarpıcı bir çalışma.
Okudukça keşke diyorsunuz bütün bunlar gün yüzüne çıksaydı, bilinseydi, tartışılsaydı da içimizdeki sömürgecilerin suratına çarpacağımız elimizde bir şey daha olsaydı. Böylece felsefe denince, sanat denince, entelektüel düşünce denince batıdan başka kuş tanımayanlara bir direnme hattı çizilebilseydi.
Yazarı mı?
Adını hiç duymadığımız, görünen o ki pek de duyanın olmadığı bir isim. Dardağanzade Ahmet Nazif… Kayıtlarda sadece Eğinli olduğunu ve Kemal Edip Kürkçüoğlu’nun anne tarafından dedesi olduğunu bulduk.
“Annesi, Su yolcu Ali Paşa ahfadından ve İstanbul temyiz mahkemesi azasından Dardağanzade Eğinli Ahmet Nazif beyin kızı Sıdıka hanımdır” deniyor, bu kültür savaşımızın isimsiz kahramanı, meçhul askeri hakkında.
Eserin tamamını okumak isteyenler Ahenk Dergisinin e-kitaplar sayfasında bulabilirler. Çalışma Hafize Yıldırım imzası taşıyor.

http://www.ahenkdergisi.com/002_e_kitaplar_pdf\63_45_hayal ilmi_ahmet nazif_ktp_.pdf