Ahmet Saim / Ağaçlar, Kökler, Sözler…


Güzel bir söz, kökü sağlam, dalları göğe yükselen bir ağaç gibidir. (İbrahim suresi, 24. Ayet)
Kötü bir sözün durumu da yerden koparılmış, ayakta durma imkânı olmayan kötü bir ağacın durumu gibidir. (İbrahim suresi, 26. Ayet)
Yüce Allah, Kur’an-ı Kerim’de sözlerin durumunu, ağaç köklerinin sağlam veya kopmuş olması ile anlatır bizlere. Sözler ki insanların görünürdeki anlaşma dilidir. Bunun yanında işaretler, sezgiler gibi daha birçok anlaşma metodu da vardır ama şu anki zamanda en yaygın kullandığımız iletişim biçimi sözlerdir.
Peki sadece insanlar mı birbiri ile anlaşır? Ya hayvanlar?
Bildiğimiz kadarıyla onlar da farklı sesler çıkararak, bazı danslar yaparak veya yunuslar, yarasalar gibi titreşim yayarak anlaşırlar. Buraya kadarki saydığımız iletişim yöntemleri 5 duyumuzla veya teknolojimizle kolaylıkla algılayabileceğimiz yöntemlerdir.
Peki kökü sağlam ya da zayıf veya yerinden koparılmış ağaçların da sözleri var mıdır?
Onların da bir hayatı, sevdikleri, arzuları, hırsları, ibadetleri var mıdır?
Otlar ve ağaçlar Allah’a boyun eğerler (secde ederler). (Rahman suresi 6. Ayet)
Tıpkı insanın bir damla su ile anne karnına yerleştirilmesi gibi, bir ağaç da topraga düşen küçücük bir tohumu toprağın kabul etmesi ile dünyadaki yaşam sürecine başlar. Toprak tohumu korur kollar, ona su verir, besin verir ve zamanı geldiğinde bu tohum toprak anasının bağrını yırtarak gün yüzüne çıkar ve artık ışıkla tanışır. Zamanla toprağın üzerinde gövdesi kalınlaşıp, dalları yeşermeye ve boyu göğe doğru uzamaya başlar. Bunu yaparken toprak anasından ayrılmaz, kökleri de onun derinliklerine doğru hatta yer üstünde olduğundan daha da fazla yayılır.
Artık 2 farklı hayatı vardır ağacın, ikisi de birbirinden ayrılmaz olan. Köklerden aldığı suyu, gübreyi, besini yerüstündeki dallarına yapraklarına ulaştırırken, yaprakları ile topladığı güneş ışınları da köklerine hayat kaynağı olur.
Dikkatli kişiler kulak verirlerse ağaçların birbirine fısıldadıklarını hatta zikrettiklerini duyabilir. Ama bunlar ağaçların dış dünyaya söylediği sözlerdir. Kendi aralarındaki sözleri ise gizlidir, birbirleri ile sadece kökleri vasıtasıyla konuşurlar.
İnsanlık bu dili son 50 yılda keşfetmeye başlamış iken, Hazreti Mevlâna, eşsiz eseri Mesnevi’de bu gerçeği apaçık söylemiştir;
Ağaçlar insanlara yüzlerce işaret gönderir,
Kulağı olana öğütler verir.
Ağaçların uzun elleri, yeşil yaprakları,
Kendi lisanı ile toprağın içinden sırlar anlatır.
Ağaçlar birbiriyle gizlice görüşür, anlaşır, haberleşir ve hatta savaşırlar bile. Bunu da köklerinin içinde ve çevresinde büyüyen mantarlar aracılığıyla yapar. Mantarlar bir internet ağı gibi toprakta yayılmış durumdadır, ağaçlar bu ağa bağlanarak kaynaklarını paylaşırlar. Bu arada mantarlar da bu işi bedavaya yapmaz, ağaçlar arası iletişimde kullanılan her 3 karbon molekülüne karşı 1 şeker molekülü alırlar. Bu oran her iletişimde aynıdır, değişmez.
Aynı ya da farklı türden tüm ağaçlar birbiriyle iletişim kurabilir. Güneşten daha çok faydalanabilen büyük, yaşlı ve ana ağaçlar, bu sistem yoluyla genç gelişmekte olan fidanlara gerekli şekeri ve karbonu aktarırlar. Böylece büyüme döneminde onları hayatta tutarlar. Bu ana ağaçlar tüm ağaçlara yardım etmekle birlikte, kendi soyundan olan genç ağaçlara daha çok yardım gönderirler. Hatta onların etrafındaki kendi kök gelişimlerini azaltıp, onlara gelişim alanı yaratırlar.
Ana ağaç zararlı böcek vs. herhangi bir istilaya uğradığında, etrafındaki ağaçlara yine bu ağ üzerinden haber yollar ve o ağaçlar da yapraklarının tadını acılaştırarak savunma yaparlar.
Bu orman aleminde hasta ya da ölmek üzere olan ağaçların mantar ağına aktardıkları kendi kaynakları, daha sağlıklı diğer komşu ağaçlar tarafından besin olarak kullanılır. Tıpkı yüzyıllardır vücudu toprak altına giren ve ekin olup diğer canlıları besleyen insanoğlu gibi…
Ağaçların insanlara benzerliği bu kadarla da kalmaz. Yabani orkide gibi kökleri ile bu ağa bağlanıp hiçbirşey vermeden besinleri çalanlar, ya da karaceviz gibi ağa zehirli kimyasal salarak yakındaki ağaçları zehirleyenler olduğu gibi Sedir ağacı misali hiçbir ağa bağlanmayıp ömrünü tek başına kendi kendine yeterek geçirenleri de vardır.
Ağacın kökü gelişemezse gövdesi de gelişemez. Verimsiz topraklarda sağlıklı ağaç yetişmesini beklemek mümkün değildir.
Güzel söz de ancak güzel bir yürekten doğup salih amel için söylendiğinde, ulaştığı kulaklarda gönüllerde değerini bulur ve hayırlı duygular geliştirir.
(Fıtr suresi, 10. Ayet) Bütün güzel sözler semaya yükselir
Tıpkı güçlü ağaçların dalları gibi…