Laedri / Körün Taşı

Uzun yoldan gelmişti bir deveci kervanı
Bir hana yerleşildi yükler yere yıkıldı

Eşyanın sahipleri orada sıradaydı
Ücretleri ödendi mallar teslim alındı

Tüccarlar mallarını dükkânlara taşıdı
Kervancıysa mutluydu tahsilatı tamamdı

Ayakçıları gördü dinlenmeye yolladı
Kendi de yemek yiyip yatıp biraz dinlendi

Sonra dışarı çıktı çarşıyı dolaşmaya
Eşi dostu görmeye yeni iş bağlamaya

Yoluna bir kör çıktı yalvar yakar dilenir
Eh tabii sadaka zenginlerden istenir

Besbelli oralarda kendini bekliyordu
Kervanın gelişini beklemiş ve duymuştu

Kervancı kuşağından kesesini çıkardı
Ufak para bulmaya avucuna boşalttı

Aynı anda dilenci hızla keseyi kaptı
“-Yetişin ey ahali” diye feryat başladı

“Biri paramı çaldı boşaltmıştım kesemden
Gözü görmez bir körüm bir yardım edin lütfen”

Kervancı apar topar oradan uzaklaştı
Tabii her şeyi de o köre bırakmıştı

Ama niyeti yoktu bu işten el çekmeye
Kimseye sezdirmeden düştü körün peşine

Şehrin dışına çıktı kör yürüye yürüye
Uzaktan takip eden kervancı da peşinde

Terkedilmiş bir bina bir dağ evi göründü
Kör binaya girince kervancı da süzüldü

İçerde sesler vardı kulak verince duydu
İki kör sohbetteydi günü konuşuyordu

Az daha yaklaşınca aradığını gördü
Soyguncu kör sevinçten keseyi havalara

Atıp atıp tutarak sevinç gösteriyordu
Öteki imrenerek hep onu dinliyordu

Kervancı yaklaştı ve kaptı keseciğini
Soyguncu körü hayret sonra öfke kapladı

Değneğini kaptı ve diğer köre girişti
Kervancı da kapıdan geri döndü sıvıştı

*

Keseyi geri almak deveciye yetmedi
Bir kenara sinerek malûm körü bekledi

Kör uzaktan görünüp biraz da yaklaşınca
Başladı üst perdeden feryat ile figana:

“Ben zavallı bir körüm kimdir bana yaklaşan ?
Paramı sayıyorum hadi geçin uzaktan !”

Para lafını duyan kör dikti kulağını
“Telaşlanma arkadaş kaderlerimiz aynı

Ben de körüm sana bir zarar uğramaz benden
İzin ver de yanına geleyim dertleşelim”

Böyle tatlı sözlerle yaklaştı deveciye
Kolayca ulaştılar karşılıklı güvene

Deveci ona dedi “elinle tart bakalım
Ne kadar dünyalık var garibin kesesinde”

Beklenen şeyler oldu kör keseyi alınca
Tam gaz yola koyuldu yol kenarı boyunca

Fazla ilerlemeden deveci sazı aldı:
“Yetişin ey ahali biri paramı çaldı!”

“Yarabbi şu kör kulun taşını sen rast getir”
Diyerek bir taş attı o körün arkasından

Ensesinin köküne o kör yiyince taşı
Toprağa kapaklandı yarıldı gözü kaşı

Ama duraksamadı toparlandı çabucak
Gene yola koyuldu bu kadar olur ancak

Ve sahne tekrarlandı deveciden bir dua
Arkasından yetişen kuvvetli bir taş daha

Bir kere daha körü yüzü üstü kapaklar
Üçüncüde pes etti soyguncu kör çar naçar

Dedi “bilmem kimsin sen değilsin kör de belli
Kesin kör taşı değil taş atışından belli

Her taşın ciğerimden birer parça kopardı
Böyle zalim atacak fırlatacak ne vardı ?

Sana helal hoş olsun al da bütün paramı
Kuş canımı bağışla bırak benim yakamı”

Diyerek çözdü attı kuşağını yerlere
Çeşit çeşit keseler dağıldı ayrı yere

Deveci söz dinledi körü serbest bıraktı
Bütün servetini de muhtaçlara dağıttı

  • Hayınlık hilebazlık helal kazanmak değil
    İnsanları aldatmak akıllı olmak değil

Hikâye merhameti kötüye kullanarak
Menfaat temin eden birini anlatarak

Bize dersler veriyor hem komik hem de acı
İçinde ki mizah da olmasın aldatıcı

Ne her engelli kişi hayındır hilecidir
Ne de bunlar var diye merhamet ölmelidir

İnsanı insan yapan bir haslettir merhamet
Ama dikkat etmeli maraz olmasın diyet

*