Bahri Akçoral / Örtülü Sohbet

“Örtülü Ödenek” belli de sohbetin örtülüsü de neymiş?  Buna “koynuna konuşmak” da denebilir; bazıları da “mıy mıy” konuşmak diyor. Sanki duyulmasını istemiyormuş gibi olabilecek en pes perdeden konuşmaya başka ne isim verilebilir ki? Konuşmaktan maksat meramını, diyeceğini muhatabına aktarmak olduğuna göre insan niye böyle konuşsun ki?

Bu soruyu böyle konuşmayı ahlâk haline getirmiş olanlara sormak lazım. Ahlâk:  “insanın davranış tarzı, tutum ve tavrı” demek olduğuna göre bu tesbit yanlış değil. Sen istediğin kadar sohbet boyunca “anlamadım” makamında “efendim? efendim? “ de dur; anlamaz da,  sesini biraz yükseltmesini istersen kısa bir süre için buna uyarsa da gene kendi “tarzına” döner.  Buna çare bulmak için sebebini anlamak lazım:

– Tarzım bu, sohbetimden faydalanmak istiyorsan kulaklarını dört aç

– Nefesim kıymetli, israf etmemi bekleme

– 

– Beğenmiyorsan git beğendiklerini sohbet et

Yalnız “nefesi” değil, vakti de kıymetli olabilir. Belki de dinleyeni kırmamak için bu tavrı takınmakta, ama kibarlığından açıklamamaktır Son maddeyi kabul edip uzaklaşmak zor değil.  Kasten değil de, alıştığı için böyle yaptığına kanaat getirilirse gene yapacak tek şey var: bu kişiyle sözü sohbeti kesmek, terk etmek.  İlle de, dinlemek isteniyorsa da gülü seven gibi dikenine katlanmak olabilir.  Tabii bunun da mühim bir mahzuru var: dinleyemeyen anlayamaz, anlayamayan ise nesini sever ki?

Bir de bunun “yazılı” şekli var: yani yazıyla sohbet. Burda mesele de çaresi de daha basit gibi görünüyor: anlaşılmayan yer tekrar tekrar okunur,  olmadı döner tekrar okunur vs.

Peki, sohbete karşı kapıyı pencereyi sımsıkı kapalı tutanlara ne yapılabilir?

Kabul etmesi zor olsa da bunun tek çaresi kesmek; yani sözü sohbeti kesmektir. Zaten böyle bir tavır bu kesmeye davetiye çıkarmaktır.  Çünkü bunun tek anlamı “sohbete ne halim ne vaktim hele de ihtiyacım hiç yok; hele de senin sohbetine! En iyisi sen kendine kendin gibi cahil bir geveze bul.”

Böyle bir tavır ağır ve acıtıcı olsa da başka çaresi yoktur. Demek ki her şeyden önce durmadan sohbet kapısı açmaya çalışanların muhataplarını iyi seçmeleri,  sırf vakit geçirmek için sohbet arayanlara katılıyormuş gibi olmamaya itina etmeleri icap eder. “Ama biz onunla vaktiyle ne sohbetler yapmıştık” demek de meseleye çözüm getirmez; tabir-i meşhur ile “dün dündür”.