Ahmet Saim / Güneş

Güneş; ışınları ile gezegenimize hayat veren, hayat alan, vaktimizi ayarladığımız, zaman kavramının dayanağı, kimi uygarlıkların ilah olarak taptığı kimilerininse tapınaklarına, bayraklarına, yazıtlarına işlediği, Yüce Allah’ın Kur’an-ı Kerim’de üzerine yemin ettiği ve Kur’an’da (ay ile birlikte) en çok bahsedilen gök cismidir.
Aslına bakılırsa sırf son bahsettiğimiz konu bile Güneş’in sıradan bir yıldız olmayıp üzerine bolca tefekkür edilmesi gereken bir varlık olduğunun açık işaretidir.
Dünyamızdan 150 milyon km. uzakta bulunan güneş, hesaplamalara göre 4,5 – 5 milyar yıl yaşındadır. Toplam ömrünün 10 milyar yıl olarak hesaplanmasından dolayı şu an ömrünün yarı yaşında bulunan gezegenin, yüzey sıcaklığı 6000 santigrat derece olduğundan hiçbir element yaşamaz ve yüzeyi tamamen sıkışmış gaz halindedir.
İnsanoğlu için Dünya hayatında güneşin varlığının görünen ve görünmeyen (ama her durumda hissedilen) etkileri vardır.
Görünen etkilerinin başında Güneşin ışınları ile dünyayı aydınlatması gelir. Bu sayede Dünya hem karanlıktan kurtulur hem de etrafımızdaki cisimleri renkleri ile görürüz. Bu görme ilk olarak Dünyanın çevresini saran atmosfere Güneş ışınlarının girmesi anında oluşur. Atmosfere ulaşan güneş radyasyonunun yaklaşık yarısı görünür ışık formundadır. Güneş öğle vakti parlak beyaz, oysa günbatımında sarı, turuncu veya kırmızı bir renkte görünür. Öğle vakti güneş tapededir ve gelen ışınların şiddeti fazladır. Dolayısı ile görünür ışığın bütün dalga boyları eşit şiddette gözümüze ulaşır, bunun sonucunda güneşi beyaz olarak görürüz.
Sonrasında etrafımızdaki her maddeye çarpıp gözümüze yansıyan ışınlar farklı renkleri algılamamıza yol açar.
Bu ışınların aynı zamanda tüm canlıları besleme, büyütme etkisi de vardır. Ama aynı güneş ışını maruz kalan yüzeye, miktara ve etki ettiği canlının durumuna göre zarar da verebilmektedir. Örneğin insan vücuduna enerji ve vitamin kaynağı olan Güneş, göz bebeğine doğrudan temas ettiğinde bir süre sonra göz hücrelerinin ölümüne yol açmaktadır.
Ya da bitkilerin büyümesi için bol bol temas etmesi gereken Güneş, aynı bitki öldükten sonra temas ettiğinde çürüme ve kötü kokular yaymasına da yol açmaktadır.
Hz. Mevlana bunu şöyle ifade eder;
“Güneş herkesin üzerine eşit doğar ama gül başka leş başka kokar.”
Bu noktada sebebi tam olarak bilinemeyen ama gözlem yoluyla rahatlıkla ifade edilebilecek bir diğer tespit de Güneşe fazla ve az maruz kalan insanların duygusal karakterlerindeki farklılıktır.
Örneğin yılın büyük bölümünde Güneş ışınlarından bolca istifade eden Güney Yarımküre insanları hayata daha pozitif bakan, neşeli, eğlenceyi seven, sıcakkanlı insanlar olarak gözlemlenirken, kuzey yarımküre sakinleri daha soğukkanlı, sakin, duygusal özelliklerini karar mekanizmalarında daha az kullanan insanlar olarak bilinmektedir.
Güneşin bir diğer özelliği de dünyamızda zaman olgusunun temelinde yer almasıdır. Zaman ölçeği olarak kullandığımız saat, gün vs. tanımlar hep Güneşin görünüp kaybolma hareketlerinin ölçülmesi yoluyla tanımlanmıştır. Bunun için de herşeyden önce görme yani gözlemleme gereklidir. Güneş ışını olmasaydı görme de olmayacağı için aslında bu dünyada konuştuğumuz tüm zaman kavramları mevcut güneş ışınları altında geçerlidir ve Güneş olmadığında mutlak karanlıktan dolayı mevcut zaman ölçümlerimizin de anlamı kalmaz.
Kur-an’ı Kerim’de birçok ayette bu konuya açıkça değinilmektedir;
Yunus Suresi, 5. Ve 6. Ayetler:
Güneşi aydınlatıcı, ayı ise aydınlık yapan, yılların sayısını ve hesaplamayı bilesiniz diye ona menziller belirleyen O’dur. Allah bütün bunları hikmet ve fayda esasına göre yarattı. Bilme kabiliyetinde olanlar için de âyetlerini detaylı bir şekilde gözler önüne seriyor.
Geceyle gündüzün farklı olmasında, Allah’ın göklerde ve yerde yarattığı bunca varlıkta, O’na saygısızlıktan sakınanlar için büyük işaretler vardır.
En-am Suresi 96. Ayet:
Sabahı aydınlatan O’dur. Ve O, geceyi dinlenme zamanı, güneşi ve ayı birer hesap ölçüsü kılmıştır. İşte bu, aziz ve alîm olan Allah’ın takdiridir.
İsra Suresi 12. Ayet
Biz geceyi ve gündüzü birer nişan olarak yarattık. Nitekim rabbinizin nimetlerini arayasınız, ayrıca yılların sayısını ve hesabını bilesiniz diye gecenin nişanını siler, aydınlatıcı olarak gündüzün nişanını getiririz. İşte biz her şeyi açık açık anlattık.
Şu ana kadar bahsettiğimiz Güneşin hayatımıza gözlemlenebilir etkilerinin ötesinde bir diğer bahsedilmesi gereken konu da hergün Güneşin ışınlarını ilk hissettiğimiz an olan “Gündoğumu” ve sabah namazı ibadeti vaktinin hikmetidir.
Güneşin doğuşu ile birlikte ibadet, başta evrensel dinimiz İslam olmak üzere birçok dinde mevcuttur. Kur-an’ı Kerim İsra Suresi 78. Ayetin 2 meali aşağıdaki gibidir;
Elmalılı Hamdi Yazır: Güneşin batıya kaymasından, gecenin karanlığına kadar (belirli vakitlerde) gereği üzere namazı kıl, bir de sabah namazını kıl. Çünkü sabah namazında, gece ve gündüz melekleri hazır bulunur
Muhammed Esed: Güneşin doruğu aşmasından gecenin çöküşüne kadar(ki süre içinde) namazını gereği üzere yerine getir; sabah namazını da [tam bir dikkat ve duyarlık içinde gerçekleştir]; çünkü sabah okuması(nda insan) gerçekten de [ulvî olan her şeye] açıktır
Burada her 2 mealde de görüleceği gibi, sabah namazı vaktinde hem gece hem gündüz meleklerinin şahitlik ettiği ve insanın da bazı tesirlerden etkilenmeye açık olduğu belirtilmektedir. Bazı İslam Alimleri görevli meleklerin her sabah gün doğumunda Dünya’ya indiği ve rızık dağıttıkları konusunda yorumlarda bulunurlar
Kur-an’ı kerimi anlayabilmemiz için rehberliğine ihtiyaç duyduğumuz Peygamberimiz Hz. Muhammed (SAV)in bu konuda aşağıdaki hadisi aktarılmaktadır.
“Sabahın erken saatlerinde bereket ve başarı vardır”
Yine Peygamberimizin kızı Hz. Fatıma’dan aktarılan bir rivayet şöyledir: “Bir gün sabahleyin (gün doğmadan önce) ben uzanmış idim. Rasûlüllah (SAV) bana uğradı ve ayağı ile bana dokundu. Sonra: ‘Kızcağızım! Kalk Rabbinin taksiminde hazır bulun, gafillerden olma. Çünkü Allah fecir ile güneşin doğması arasındaki vakitte insanların rızkını taksim eder’ buyurdu.”

Güneş, Ay ve diğer gezegenler Dünya hayatımız için önemi yüksek ve günlük hayatımızdan duygu durumumuza kadar bir çok dünyevi olguyu etkileyen önemli varlıklardır. Fakat önemli olan onların da aslında bu hizmetlerini Yüce Allah’ın emriyle gerçekleştirdiklerinin bilincine varmaktır. Zaten Kur-an’ı Kerim tüm önemli konularda olduğu gibi bu konuda da bize öğüt vermektedir.
“Gece ve gündüz, Güneş ve Ay O’nun alâmetlerindendir. Eğer Allah’a ibadet etmek istiyorsanız güneşe de aya da secde etmeyin; onları yaratan Allah’a secde edin” (Fussilet Suresi 37. Ayet)
Tüm bu gezegenler, onların bir düzen içinde hareket etmesi, insana etkileri Allah’ın varlığının birer belgesi ve hepsinin insana hizmet için yaratıldığı gerçeğinin birer tezahürüdür. Bu kabul ışığında bize düşen, faydalarından istifade etmek için günlük yaşantımızı bu kabullere göre düzenlemek ve bu etkilerin anlamlarını kavrayabilmek için bolca tefekkür etmektir.
Ahmet Saim