Manzum Masal / Laedri / Yaban Tezeği

Bir fukara evinde yaşardı bir ana kız
Kıt kanaat geçinir kimsesiz fakir yalnız

Kız iyi huylu masum merhametli gözü tok
Annesi zalim cimri iyilikten payı yok

Bir gün kapı çalınır anne gezmeye gitmiş
Kız “kimdir o” deyince bir ihtiyar seslenmiş

“Allah rızası için fakire bir sadaka”
Kız her yeri aramış bir kâsede sonunda

İki avuç mercimek bulmuş iki yemeklik
Bulduğu mercimeği iki parçaya bölmüş

Bir parçayı bekleyen yaşlı adama vermiş
Adamcağız sevinmiş kıza dualar etmiş

“Sultan hanım olasın beyine memleketin
Sarayda oturasın tamam ola her şeyin”

Kız ikinci parçayı yapmış yemek akşama
Anne eve dönünce oturmuşlar sofraya

Annesi mercimeğin tadını pek beğenmiş
Ertesi gün sofrada tekrarını istemiş

Kız kalanı fakire verdiğini söylemiş
Annesi de haliyle buna hayli söylenmiş

Bir gün genç kız sokağa çıkmış komşularıyla
Biraz yaban tezeği toplamakmış niyeti

Tezekler tandırlarda ocaklarda yakılır
Üstünde yemek pişer veyahut ısınılır

Kızlar tezek toplarken ani bir rüzgâr kopar
Göz gözü görmez olur ortalığı toz kaplar

Çuvalları örtünüp korunurlar yağmurdan
Derken bir atlı gelir belli uzak bir yoldan

Yardım ister kızlardan maksadı ıslanmamak
Diğerleri aldırmaz yalnız o fakir genç kız

O atlıyla bölüşür boş tezek çuvalını
Yağmur fazlalaşınca kızlar boş çuvalları

Başlarına örtmüşler öylece korunmuşlar
O fakir genç kız ise tezeklerini örtmüş

Yabancı merak etmiş bu farklı davranışı
Kız ise sebebini sonra görürsün demiş

Fırtına kesilince kız evine dönerken
Onu da davet etmiş biraz kurunsun diye

Adam reddedememiş ıslak dolaşmaktansa
Kızın peşine düşmüş ve gelmişler evine

Kız bir ateş yakarak kurutmuş giysileri
Kurunmuş ısınmışlar ateşin karşısında

Misafir veda edip çıkıp gitmiş işine
Ama akıllı kızı unutmamış haliyle

Ertesi gün kapıda bir araba görünmüş
Şatafatlı görkemli belli yüce kapıdan

Törelere uyarak talip olmuşlar kıza
Meğer dünkü misafir oğluymuş padişahın

Düğün dernek yapılmış fakir kız gelin olmuş
Annesiyle beraber yerleşmişler saraya

Artık sefalet bitmiş refah günleri gelmiş
Ama açgözlü anne hâlâ memnun değilmiş

Aklı takılı kalmış o bir kap mercimeğe
“Mercimek çok güzeldi niye verdin fakire”

Diye tekrarlar durur kızını azarlarmış
Rüyalarında bile mercimek sayıklarmış

Sonunda o genç kızda sabır falan tükenmiş
“Beni rezil edecek” diye kötü bir karar vermiş

Tuttuğu gibi atmış bahçedeki kuyuya
Göndermiş annesini o ebedi uykuya

Aradan zaman geçmiş uzaklar olmuş yakın
Kimseler fark etmemiş yokluğunu kadının

Her şey yoluna girmiş gidiyorken aheste
Bir gün şehzade demiş “gideceğim Cuma’ya

Abdest suyu getir de hazırlanıp gideyim”
Hizmetçilerden değil hanımdan isteyince

Hanım sultan ibrikle inmiş kuyu başına
Kendinden istenmesi zaten gitmiş hoşuna

Kuyudan suyu çekip ibriğe alacakken
Bir parça su damlamış kuyu başı taşına

Düşen o bir damla su konuşmuş gelmiş dile
“Mercimek çok güzeldi niye verdin fakire”

Kız istemeden gülmüş ama şehzade görmüş
Sebebini öğrenmek istemiş bu gülüşün

Kız inkâr etse bile o ufacık gülüşü
Şehzade inanmamış gülüşün sebebini

Bulmasını istemiş namazdan dönesiye
Kızı almış endişe kızmış kendi kendine

“Dayanamadın güldün niye ettin aşikâr;
Hadi cevap ver şimdi inkârın neye yarar ?”

İhtiyar derviş gene yetişir imdadına
“Kızım kocana de ki senin süslü halini

Bir şeye benzettim de ben onun için güldüm.
“Neye?” deyince de ki “evin süpürgesine

Bizim evde yerleri temizleyen süpürge”
Tabi buna kızacak daha çok köpürecek

O zaman getir bana vereceğim adrese
Ordaki süpürgeyi gösteriver kocana

De ki bu bahsettiğim ortalık süpürgesi
Bununla temizleriz biz en kirli yerleri

Kız anlamasa da söylenenleri yapmış
Şehzade kocasını o adrese getirmiş

Bu koca bir saraymış belirsiz sınırları
Kaplıyor boydan boya ovaları kırları

İçeriye girince görmüşler süpürgeyi
Gözler kamaşıyormuş onun ihtişamından

Her yanı mücevherle kıymetli taşla kaplı
Gören hem hayran olur hem de karışır aklı

“Anladın mı ? “ demiş kız “seni neye benzettim ?
Sen mücevherleri süs diye takıyorsun

Benim babamın ise süse ihtiyacı yok
Mütevazı ve sessiz ama her şeye malik

Durumu anlayınca şehzade çok utanmış
Helallik talep etmiş alınca rahatlamış

Bir daha da kakmamış başına kızcağızın
Ne yaban tezeğini ne fakir geçmişini

Böylece ermiş onlar gönüldeki murada
Darısı sevenlerin sabredenin başına