Nesir Defteri / Abdurrahman Süreyya / Edip Üdeba

Faide-i Lügaviye
Ulema vezninde üdeba (edib)in cem’idir. Örf-i avamda edib uslu terbiyeli demektir. (Edeb) ki edibin masdarıdır, asıl mana-yı mevzuu ziyafet tertib etmek, ziyafete davet eylemektir. Sonradan mülazemet mülabesesiyle mecazen hüsn-i muamele hüsn-i muaşeret manasında istimal olunmuştur. Hüsn-i muaşeretin, lütf-i muamelenin hakkıyla ifası dahi ilm-i metn-i lügat, felsefe-i elsine, fenn-i meani ve beyan, fenn-i şiir ve inşa, fenn-i cedel ve hitabet, adab-ı bahs ve münazara, fenn-i muhazara, ilm-i tayih, ilm-i ensab, ilm-i ahlak gibi tedib-i zihin ve tezhib-i zat ve sıfatın medar-ı azamı olan ulum ve fünunun marifetine vabeste olduğu cihetle ulum ve fünun-ı mezkureye dahi edeb ve edebiyat ıtlak edilmiştir.
Buraları nazar-ı mülahazaya alınsa edeb her bir çirkinlikten vasıta-i tevakki ve ihtiraz bir meziyettir ki bu münasebetle müstelzim-i şüyun u ar olan ahval ve harekattan sakınmak melekesini ihraz edenlere de edib ıtlak olunur.
Bu ecilden edib ıtlakına şayan ancak fünun-ı mütearefe-i mezkurede iktisab-ı meleke ve maharatle tezyin-i zat ve sıfat edenlerdir. Yoksa kâğıt üzerine iki lakırdı yazabilmek yahut iki çift söz düzebilmek iktidarını haiz olanlara ediblik isnadı tehekkem yahut tehekkümden başka bir şeye haml edilemez. Binaberin yalan yanlış bir iki ibarat-ı Türkiyeyi okuyabilenlere edib, kavaid-i sarfiyeyi okutanlara muallim-i edebiyat namını vermek, [kediye aslan gibi]demek kabilinden olduğunu söylemekten çekinmeyiz.