Havva Albayrak / Masal / Bin Bir Gece Masalları

Üç Yüz Otuz Üçüncü Gece

On birinci gün, umumi hayratları, büyük binaları, halkı güven içinde ve abat olan, güler yüzlü sakinlerinin gönlü şad bir şehre vardı. Oraya yaklaştığında beldenin dışında bir yerde askerlerin, emirlerin ve ileri gelenlerin toplanmış olduğunu gördü. Acaba bunlar niçin buraya toplandılar diye merak ederek doğruca yanlarına gitti. Askerler süratle koşup yanına gelerek atlarından indiler. Huzuruna vardıklarına eğilip yeri öptüler. “Ey Cehcah Şah! Gelişiniz tüm halka ve Müslümanlara hayırlı uğurlu olsun”. Diyerek duaya başladıklarında

Zümrüt:

“Mesele nedir?” diye sorar.

Onlar da

“Efendim Cenabı Hak size devlet ve saltanatı ihsan buyurmuştur. Zira bu beldenin âdeti şöyledir. Ne zaman şahları ahirete intikal ettiğinde tüm halk, askerler ve subaylar şehrin dışına çıkıp üç gün kalırlar. Senin geldiğin yoldan ilk olarak her kim gelirse onu şah ilan ederek ona biat ederler. İşte siz şahımız oldunuz. Bizim Türklere gönül bağı ve muhabbetimiz vardır. Cenabı Hak lütfuyla sizi gönderdi ve dileğimiz gerçekleşti” dediler.


Bahsi geçen Zümrüt, akıl ve terbiye sahibi bir hatun idi. Bu konu üzerine etraflıca düşündükten sonra onlara “Ey cemaat! siz beni sıradan bir Türk evladı zannetmeyin. Zira ben şehzadelerdenim ve bazı sebeplerden dolayı aileme darılıp ayrıldım. Emrimdekiler ile birlikte bir heybe altın doldurup sadaka olarak getirdim” dedi. Halk Zümrüt’ün bu sözlerinden etkilenerek onu tahta geçirip biat ettiler. Lakin Zümrüt kendi kendine mademki ben rütbeye nail oldum bundan böyle amacıma ulaşmam da kolaylaştı. Ağam Ali Şad’ı beklerim. Diyerek tahta yerleşti. Hediyeler dağıttı. Vergileri kaldırdı. Zulmü uzaklaştırdı. Hapishanede olanları tahliye ederek vasıflarını iade etti. Bütün halk ondan hoşnut olup hayır dualar ettiler. Bundan sonra Zümrüt, sarayının haremine girip orada olan cariyelere özel bir alan tahsis etti. Kendine de bir oda ayırıp orada ibadetle meşgul oldu. Halka kadınlara ilgi duymadığını belirterek hizmet etmesi için üç hadım ağası görevlendirdi.


Her gün Hükümet merkezine gidip hakkaniyetle görevini yerine getirir akşam olduğunda da hareme girip ibadet ile meşgul olurdu. Gizliden gizliye de ağasını araştırır dururdu. Bir sene boyunca ona ait bir iz bulamayınca çok üzüldü. Emrindekilere hükümet konağının altında geniş bir meydan yapmalarını emretti. O meydan tamamlandığında otağını içine yerleştirerek tüm vezirleri ve devlet adamları ile birlikte orada ikamet etti.
Şehrazat sabah vaktinin yaklaştığını görüp sustu.
*