Mustafa Melih seymen / Daim Düşmez Düşler

Sığınılacak bir ağaç arıyorum
hani şu herkeslerin
Jim Jones vari
hakikati siyanürle üfleyen dostlarından değil
öyle olsa
Jonestown bize
pek bir yakın zaten

Bir dosttan öte
bir yoldaş arıyorum
harç karan martıların
katılaşan kanatlarına oturup
batmaya yüz tutmuş güneşi yüreklendirecek
dilin kemiğinin olmadığının farkında
ve bir o kadar omurgalı kalemiyle
cenk edebilecek
her cephede

Bir de ben
kendimi arıyorum
kafamın içi öyle bir zemin ki
esnek ve tavizsiz
reklamları eleyen göz bebeklerimle
MKUltra’ya direniyorum
Toplumun ahlaki anevrizması
dişe dokunmayan parti konuşmaları
kimisi katli vacip sanatçılar
ve siyasetçiler arasında
geçmiş özlemlerinde boğuluyorum
soruyorum
ve sövüyorum
bilinsin

Yalnız benim bildiğim makam koltuğumda
şekersiz çayımla beraber geçirdiğim gecelerde
duvarımda asılı
celp kağıtlarını dağıtan
gecenin rüzgarı dağıtırken hararetimi
bağımlı
ve bağsız gönlümü
eski kafalı ikinci kişiliğimi
peşinden sürükleyen bir dost çağrısına hasret
on yedi senedir
düş kuran birincil benliğim
sıkılmadım mı bu hasretten
yedi kişide gözüm yok ama
bir kişi olsaydı etten kemikten

İnanıyorum
gringolara emanet dünya siyaseti
fikir ve sanat dünyası
Nobel ödüllü katiller
ve nice örtbas ile
ağızda vahşi kan tadı
yürekte saf acıyı tadan dostlar
belki bir çatıda belki bir dergide
belki aynı durakta beklerken
en ağır darbeyi vuracaklar
fikir yerine kurşunların çarpıştığı
dava yerinde yeller esen
yeni dünya düzenine