Emel Sözcüer / Vakit Disiplini

Su gibi akıyor zaman. Barajda toplanan suyu elektriğe çeviriyoruz. Mademki zamanı durduramıyoruz, önüne sabır ve gayretle bir baraj yapsak… İçini de iyiliklerle doldursak. Elektriğin dünyamızı aydınlattığı gibi biriktirdiğimiz iyilikler hem dünyamızı hem de ahretimizi aydınlatsa…
Zaman yönetilmez, bize lütfedilen tüm nimetler gibi idareli ve ölçülü kullanılır. Vakit disiplini sağlamak için öncelikle vaktin nasıl geçirildiğini tespit etmek gerekir. Vakit hırsızlarının neler olduğu tespit edilmelidir. Hedefleri belirlemeli, hedef ve gaye yoksa vaktin de bir önemi yoktur. Zamanını nelere harcadığına bakarak, insanın önceliklerini, değerlerini ve ilkelerini anlayabilirsiniz. Zaman kullanımı insanın aynası gibidir.
Zaman katilleri; ilham gelmesini beklemek, kararsızlık, başkaları ne der diye düşünmek, her şeyden şikâyetçi olmak, herkesi memnun etmeye çalışmak, hayır diyememek, aynı hatayı tekrarlamak, plansızlık, kendini başkalarıyla kıyaslamak, başarısızlık korkusu, denemekten korkmak, mükemmeliyetçi olmak, gerçekleşmeyecek hayaller…
Bir kronometreyi açıp izlediğimizde saniyelerin nasıl da hızlı akıp gittiğini görüyoruz. Bir buz parçasının sıcakta erimesi gibi zaman elimizden kayıp gidiyor. Onu durdurmak ya da değiştirmek, geri almak mümkün değildir. Filmlerde olur ancak o. Geçmişte yaşadıklarımızı değiştirme imkânı olsaydı, kim bilir neleri değiştirirdik? Necip Fazıl’ın dediği gibi:
“Tam otuz yıl saatim işlemiş ben durmuşum;
Gökyüzünden habersiz uçurtma uçurmuşum…”
Ama zamanı kendi ellerimizle düzenlemek mümkündür. Keşke bu saati yaşamasaydım dememek için bir saatin, bir dakikanın, bir saniyenin kıymetini bilerek yaşayalım.
İnsanlar gençliğini gerektiği gibi değerlendirmediği için yaşlanmaktan korkuyor. Dünyaya hayırlı bir şey vermediği için unutulmaktan korkuyor. Ruhunu zenginleştirmediği için ölmekten korkuyor.
Şu anda oturduğunu, hareketsiz olduğunu mu düşünüyorsun?
Saniyede 30 km. lik hız ile bir yıldızın çevresinde dolaşan bir gezegen üzerindesin. Yıldız ise galaksinin merkezi etrafında saniyede 250 km hızla hareket ediyor. Sen bu yazıyı okumaya başladığından beri de yaklaşık 3.000 km yol almış oldun.
Zamanın kendisi de bir mürebbidir. Ama maliyeti yüksek bu terbiyecinin eline düşmeden, zamanı iyi kullanan mürebbiler bulmalıdır. Bir anını bile boş geçirmeyen ustalar aramalı, bulmalı ve onlardan zamanı kullanmayı öğrenmelidir. Zaman kendi hakkını koruyanı korur. Zamana riayet etmek bir medeniyet ölçüsüdür.
Zaman üretmek için, planlı hareket etmek, işleri ardı ardına yapmak, teknik öğrenmek, değişime açık olmak faydalı olur. Zamanı değerlendirmeye, anlamlı geçirmek, hayırlı ve verimli kullanmak diyebiliriz. Bilinçli olmak bunu gerektirir. Burada kendini tanımak önemlidir. Kendini tanıyan zamanını da kıymetlendirir. Zamanı etkin ve verimli kullanma konusunda pratik bir tavsiye vardır. Bir işi bitirince hemen başka bir işe giriş, onunla meşgul ol! Hep Rabbine Yönel (Ona yaklaş) (İnşirah, 7-8) İşlerde öncelik sıralaması olmazsa zamanı idareli kullanamayız. Sıralamayı doğru yapmak için de kapasitenin farkında olmalı, gereksiz yük yüklenmemeli, gerekli yerde hayır diyebilmelidir. Her işe yetişmek yerine yardım isteyebilirsiniz. Dijital detoksu uygulayınız. Gereksiz mükemmeliyetçilik zaman kaybettiren faktörlerdendir. İşleri ertelememeli ve ihmal etmemelidir. Muhtaç olanlara yardım etmeyi, sevdiklerinize sevginizi göstermeyi, sağlıklı beslenmeyi, özür dilemeyi, hedefleriniz için emek vermeyi, ibadetlerinizi yerine getirmeyi, tasarruf etmeyi, ailenizle vakit geçirmeyi, karşılık beklemeden iyilik yapmayı, planlarınızı ertelemeyin. Tv, oyalanma dağlarına çıkmak, sosyal medya boşluğuna girmek, fazla uyku, çay kahve denizinde yol almak, online alışveriş vadisinde dolaşmak, bahaneler ırmağında gezinmek erteleme sebeplerinden bir kaçıdır Bugünün işini yarına bırakmamalıdır. Yarının işini bugünden yapmak ise yorgunluğumuzu azaltır.
Hangi vaktin neyi gerektirdiği nasıl bilinir? Bunu kitap söyler, sünnet söyler, duymasını bilene zamanın kendisi söyler. Vaktin planlanmasında esneklik ve gerçekliğe dikkat edilmelidir. Düzenli ve az uyku, erken kalkmak da çok önemlidir. Uykusunu yöneten vaktini de yönetir. Vakti yöneten hayatın dizginlerini eline almış olur. Ama zamanla ilgili esas önemli olan, farkındalık seviyesini hiç yitirmemektir. Bir anı bile boşa harcamamaktır. Bu farkındalığı nasıl kazanırız? Buraya da bir terbiye süreciyle erişilir. Birisi eşyamızı alıp götürmek isterse hemen onu engelleriz. Ama saatlerimizi, günlerimizi çalanlara ses etmeyiz. Hayatımızın her anı çok değerli, çalınmasına izin vermeyelim
Bereketin bir diğer kaynağı düzenlilik ve süreklilikte ısrar etmektir. Görsel düzen zihinsel düzeni de sağlar. Sıradan ve sürüden olmak istemeyen kimsenin, insan olmanın şerefine yaraşır, idealleri ve hedefleri olmalıdır. Gaflet bilinç kaybıdır. O’nu unutmazsan gaflet denen bilinç kayıplarını yaşamazsın.
O demde ki perdeler kalkar, perdeler iner.
Azrail’e hoş geldin diyebilmekte hüner. Fazıl Necip
Bunun yolu da her nefesi son nefes bilinciyle yaşamaktır. Zamanın kıymetini bileni Allah kıymetlendirir. Geçmiş zaman tarihtir. Gelecek zaman sırlarla, meçhullerle dolu. Sadece şu an bize verilen gerçek bir hazinedir. Bu hazineyi iyi değerlendirelim.
Hız yapmak bize zaman kazandırmıyor, benliğimizden ve sevdiklerimizden uzak düşmemize sebep oluyor. O kadar hızlı gidiyoruz ki ruhlarımız arkada kalıyor. İçinde bulunduğumuz çağ, şimdiyi yaşamamıza fırsat vermiyor, her şey gelecek için yapılıyor.
Günümüz gençleri klavyelerin ucunda ışık hızıyla seyahat ediyor, fakat hiçbir yere ulaşılamıyor. Güzellik, ancak onu durup temaşa edecek zamanınız varsa size bir şeyler söyler. Günümüzde görmenin yerine bakmak, hatta bakmanın yerini göz atmak alıyor.
En kıymetli varlığımızdır zaman. Her anını nasıl kullandığımızın sorulacak olması sorumluluğumuz, kendisi ile ebedi saadeti bulacak olmamız sebebiyle de fırsatımızdır. Ve bu fırsatın kazası yoktur. Zaman, hesabını verecek olduğumuz beş şeyden biridir.
Zamanın bir ruhu vardır. Her ruh sahibi gibi o da halden hale girer. Her anın kendine özel bir hali, her halin de bir edebi vardır. Zamanın hakkı o edebi takınmakla ifa edilir. Zaman kendi hakkını koruyanı evladı gibi sahiplenir. Öyle ki ona vaktin çocuğu derler. Vaktin çocuğu hangi vakit neyi gerektiriyorsa onu yapmakla maruf kişiye verilen isimdir. Aslında biraz derin düşünülürse, insan “Nefes nefes’’yaşıyor hayatı. Bir nefeste doğuyor, bir nefeste ölüyor.
Son nefes duyarlılığı’’ dediğimiz şey aslında “nefes duyarlılığı’’dır. Çünkü hangi nefesin son olduğunu bilmeyiz ve nefesleri bize lütfeden Kudret son nefesin ne zaman geleceğini bildirmemiştir. Derin düşünenler, her nefesi son nefes gibi yaşamaya gayret ederler. Derin düşünmek, her davranışa şuur yüklemektir.
“İbü l- vakt’’ her an yeniden doğan demektir İbn’ül vakt olma disiplini, aslında her nefesteki davranışı, farkında olarak yaşamaktır. Vaktin çocuğu olmak, yolda hep yeniden doğmak, hep genç kalmaktır. Biyolojik yaş ne olursa olsun, gönül yaşının hep genç olmasıdır. Yorulmamak, aşınmamaktır. İnsan içinde bulunduğu ânın ne kadar farkındaysa o kadar saygındır. Her nefes emanettir. Ömür sermayesinin tek amacı son nefesi kurtarmaktır.
Ömrümüz Buz Misali…
Cüneyd-i Bağdadi (ks) Asr Suresinde geçen “Zamana yemin olsun ki insan hüsrandadır.’’ayetinin manasını tefekkür ediyordu. Pazar yerinden geçerken buz satan bir adamın sürekli “buz alın, buz alın, buz var, buz alsanıza!” diye neredeyse insanların kolundan tutup ısrarla buz satmaya çalıştığını gördü. Satıcıya “neden bu kadar ısrar ediyorsun ki, zorla satılır mı’’ deyince satıcı:
“-Eee eriyor!” cevabını verir. Bunu duyar duymaz oracıkta baygınlık geçirir. Yanındakiler ayıldığında ne olduğunu sorarlar; O adamın buzlarında kendi ömrümü gördüm. Neden zamana yemin edildiğini ve neden insanın zararda olduğunu şimdi daha iyi anladım. Sıcak, adamın buzlarını eritip tükettiği gibi, zaman da asıl sermayemiz olan ömrümüzü tüketiyor. Her saniye, her dakika. Ömrümüz buz misali eriyor.’’buyurur.
“Geçen zamanı senin duyguların belirler. Zaman bekleyince yavaşlar, gecikince hızlanır. Üzülünce can yakar, mutlu olunca kısalır. Acı çekince bitmek bilmez, sıkılınca uzar.” İbn-i Haldun. Film, futbol maçı ya da bir dizi izlerken su gibi akıp geçen, namaz kılarken, Kur’an okurken geçmek bilmeyen zamanı nasıl açıklamalı? Nefsimize hoş gelen işleri yaparken başka, Allah’ı razı edecek işleri yaparken başka geçiyorsa zaman kalbimizin, ruhumuzun zenginleşmeye, imanımızın güçlenmeye ihtiyacı var demektir.
Ömrümüzde hiçbir şeyin yapılamayacağı sadece iki gün vardır. Birine dün denir, diğerine yarın. Bu nedenle günü değerlendir. Gönlün sevgiyle dolu olsun, Hak rızasına uygun yaşa. Zaman nimeti geçici, ertelenmesi ve geri döndürülmesi mümkün olmayan ve sorumluluğu büyük bir nimettir.
*