Hasibe Durmaz / Beyazıt Yazma Eser Kütüphanesi

Beyazıt Yazma Eser Kütüphanesi II. Abdülhamit Han tarafından yaptırılmıştır. Osmanlı Devleti’nin ilk resmi kütüphanesidir. Kütüphaneye; Kütüphane-i Umumi-i Osmani, Kütüphane-i Maarif, Beyazıt Kütüphane-i Umumisi ve İstanbul Devlet Kütüphanesi isimleri de verilmiştir. Beyazıt Kütüphanesi’nin kuruluş çalışmalarına 1297/1880 yılında başlanmış, 27 Haziran 1884 tarihinde cuma günü dualarla hizmete açılmıştır.
Beyazıt Kütüphanesi’nin kuruluş gerekçesi Sultan II. Abdülhamit Han tarafından 9 Zilkade 1299 / 22 Eylül 1882 tarihinde şöyle belirtilmiştir: “İstanbul’da maruf ve meşhur olan kütüphanelerden başka bazı cami, türbe ve muhtelif yerlerde atıl durumda kalan kitaplardan hiçbir şekilde faydalanılamamaktadır. Bu kitapların zamanla mahv ve telef olmakta olduğu işitilmektedir. Özellikle Rumeli topraklarının bir kısmının elimizden çıkmasından sonra bu bölgelerden gelen yoğun göçlerle birlikte İstanbul’a gelen muhacirlerin yanlarında getirdikleri ve muhtelif yerlere bıraktıkları kitapların toplanarak muhafaza altına alınması, yine terkedilen muhtelif topraklarda kalan kütüphanelerin satın alınması, ülke genelinde neşredilen yayınların bir nüshasının kütüphaneye gönderilmesi ve bu yollarla kütüphanenin zenginleştirilerek birçok okuyucuya hizmet vermesi”
Kütüphaneye ilk olarak Müzehheb bir Mushaf-ı Şerif ve Cevdet Paşa’nın 12 ciltlik tarihi konulmuştur. Başka bir rivayete göre ise ilk önce Naima’nın 6 ciltlik Tarihi konulmuştur. Kütüphanenin raflarında Tarih-i Cevdet’in ciltlerini gören halk, evlerinde ve dükkânlarında bulunan kitaplarını kütüphaneye bağışlayarak kütüphanenin kitap sayısının artmasını sağlamıştır. Tekke, türbe, cami ve koleksiyonlardan alınan kitaplar da kütüphaneye getirilmiştir. Kütüphanenin kitap sayısı kütüphanenin kuruluşunun otuzuncu yılında yani 1914 senesinde 23.320 sayısına ulaşmıştır.
Halen bağış yapmak veya elinde bulunan nadir eseri satmak isteyenler için Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı Yazma ve Nadir Eserler Daire Başkanlığı’nın sitesinde şöyle bir bilgi bulunmaktadır: “Kültürel Mirasımız Olan Yazma ve Nadir Eserlerinizi Gelecek Kuşaklara Aktarmak Üzere Satın Alıyoruz, Yazma ve Nadir Eserlerinizi satmak veya bağışlamak istiyorsanız aşağıdaki iletişim kanallarını kullanarak bizimle irtibata geçebilirsiniz. Tel: 0 212 514 46 35 / 0 212 514 46 36
e-posta : yazmanadir@yek.gov.tr”
Beyazıt Devlet Kütüphanesine zamanla ihtiyaca binaen Sultan II. Bayezid Külliyesinin bölümlerinden olan Beyazıt Kervansarayı ile Beyazıt İmarethanesi de ilave edilmiştir.
Kütüphane 2008 yılında İstanbul İl Özel İdaresi tarafından restore edilmek üzere ihale edilmiş 2014 yılı ağustos ayında tamamlanmıştır. Binanın havalandırma, iklimlendirme, güvenlik, yangın ve kamera, sistemleri günümüz teknolojisine uygun bir şekilde tasarlanmıştır.
II. Beyazıt İmaretinin bulunduğu bina 2010 tarihinde Türkiye Yazma Eserler Kurumu Beyazıt Yazma Eser Kütüphanesi’ne verilmiştir. Böylece Beyazıt Yazma Eser Kütüphanesi 10.10.2014 tarihinde kurulmuştur. Binanın Sahhaflar Çarşısı tarafı Beyazıt Yazma Eser Kütüphanesi, diğer tarafı Beyazıt Devlet Kütüphanesi olarak kullanılmaktadır.

İsmail Saib Sencer
31 Ocak 1873 yılında Erzurum’da doğmuştur. Babası Hacı Kurbanzade Binbaşı Mehmet Şevki Bey’dir. Küçük yaşta İstanbul’a gitmiş burada ilk ve orta öğrenimi bitirdikten sonra Fâtih dersiamı Arapkirli Abbas Şükrü Efendi ile Süleymaniye dersiamı Ferhat Efendi’den dinî ilimlerde icazetname almıştır. Tıp ve biyoloji gibi ilimleri de öğrenmiştir. Eczacılık ve hukuk gibi bazı derslere dinleyici olarak katılmıştır. Maarif Nezareti’nin (Millî Eğitim Bakanlığı) açmış olduğu imtihanı kazanarak Beyazıt Umumi Kütüphanesi’ne 1897 yılında ikinci hâfız-ı kütüb olarak tayin edilmiştir. Bu arada medreseyi de bitirerek Beyazıt dersiamları unvanını almış 1902 yılından itibaren Beyazıt Camii’nde ders vermeye başlamıştır.
1916 yılında Beyazıt Devlet Kütüphanesinin müdürü olmuştur. Muhtelif medreselerde hocalık yapmıştır. 1925 yılında çıkartılan şapka kanunundan sonra şapka giymemek için “taassubundan değil prensiplerinden fedakârlık yapmamak uğruna” dışarıdaki tüm görevlerinden ayrılarak sadece Beyazıt Umumi Kütüphanesi’nde görev yapmıştır. Burada kitaplar ve kütüphaneye gelen araştırmacılar ile ilgilenmiştir. Çok sayıda kedinin bakımını üstlenerek onlarla yaşamıştır. Kedileri hep yanında bazen omuzunda bazen kucağında bazen dizinin dibinde olmuştur. Kütüphanede kırk yıldan fazla çalışmış 1939 yılının son aylarında emekli olmuştur. Emekli olunca Kütüphanelerin Tasnif İşleri ile İslâm Ansiklopedisinin ilmî müşavirliğini yapmıştır. 22 Mart 1940 tarihinde vefat ederek, Merkez Efendi Camii’nin kıble tarafındaki aile mezarlığına defnedilmiştir.
İsmail Saib Sencer Arapça, Farsça, Fransızca ve Almanca gibi dilleri bilmektedir. Hafızası çok güçlü olduğundan on binlerce kitabı tanımaktadır. Bunun için yerli ve yabancı çağdaş bilginler onu “ayaklı kütüphane”, “fihrist-i ulûm”, “canlı bibliyografya” ve “çağının Câhiz’i” gibi sıfatlara lâyık görmüşlerdir. Eski müelliflerin yazılarını tanımakta, yazma eserlerin bozuk bölümlerini bile kolayca okumaktadır. Üstün bir kabiliyeti olduğu için gördüğü herhangi bir yazıda metnin hangi yüzyıla ve hangi hattata ait olduğunu tahmin etmektedir. Melâmî meşrep olduğu için kendisini gizlediğinden pek tanınmamıştır. Sakin tabiatlı, nazik bir zattır. Kendisine başvuran kişilerden bilgisini esirgememiştir.
İsmail Saib hayatı boyunca Türk-İslâm kültürünü tanıtmak için gayret etmiştir. Doğu’da ve Batı’da yazılan ilâhiyat, edebiyat, tarih, felsefe, riyaziye ve tıp tarihiyle ilgili bazı eserlerin ortaya çıkmasında yardımı olmuştur. Çeşitli ülkelerden şarkiyatçılar ve Müslüman âlimler kendisini sık sık ziyaret edip bilgisine başvurmuşlardır. Bunlar arasında Mehmet Ali Ayni, Abdülaziz Mecdi Tolun, Şerefettin Yaltkaya, Kilisli Rifat Bilge, M. Fuad Köprülü, Osman Nuri Ergin, Mehmet Akif Ersoy, Yahya Kemal Beyatlı, Hasan Basri Çantay, İbnülemin Mahmut Kemal, İsmail Hami Danişmend, Muallim Cevdet İnançalp, İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Abdülbaki Gölpınarlı, Ahmet Süheyl Ünver, Oskar Rescher, Louis Massignon ve Hellmut Ritter gibi ilim ve edebiyat adamları da bulunmaktadır. Kendileri İsmail Saib Efendi’den büyük ölçüde faydalanmışlardır.
İsmail Saib Sencer’in şahsî kütüphanesindeki kitapları Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Kütüphanesi’nde kendi adını taşıyan bölümde muhafaza edilmektedir.
Tramvayla Beyazıt Durağına kadar gidip duraktan Kapalıçarşı tarafına doğru yol alarak çarşının sol tarafında bulunan Sahhaflar Çarşısı’na girilir. Çarşıdan çıkınca hemen sol tarafta tüm ihtişamıyla asırlık çınar ağaçları göze çarpar. Ağaçların arkasında kalan Beyazıt Yazma Eser Kütüphanesi adeta göz kırparak yanına çağırır. Kütüphanenin tam karşısında muhteşem Beyazıt Camii, az ilerisinde İstanbul Üniversitesi ve Beyazıt Meydanı vardır. Bu mekânın her bir köşesi buram, buram tarih kokmaktadır.
Beyazıt Devlet Kütüphanesi ile Beyazıt Yazma Eser Kütüphanesinin tam ortasında binanın yapım kitabeleri bulunur. Kitabeleri inceleyip okuduktan sonra güvenlik görevlisinden izin alarak kütüphaneye girildiğinde şirin bir avlu ile avluda bulunan süs havuzundaki şirin minyatür görülür. Görülen tarihi güzellik ve düzenleme karşısında gözler kamaşır hangi tarafa bakacağını şaşırır. Kısa bir şaşkınlıktan sonra giriş kapısının sol tarafında camekan içerisinde tıpkı basımı yapılmış ve satışa sunulmuş olan Fatih Divanı kendi el yazısıyla, Muhibbi Divanı ve daha birçok tarihi eserin günümüze kazandırılarak hem sergilendiği hem de satışa sunulduğu görülür. Avluya şöyle bir göz gezdirildiğinde sağ ve sol tarafta oturmak için koltuklar bulunduğu fark edilir.
Kütüphanenin avlusundan kütüphanenin odalarının kapıları görünmektedir. Sağdaki ilk oda idarecilerin odasıdır. Bu odanın yan tarafında II. Beyazıt döneminde aşevi olan bölüm bulunmaktadır. Burada bulunan fırınlar aslı gibi korunmuş ve her fırında ışıklandırma yapılarak sanki şu anda ekmek yapılıyormuş gibi sıcacık bir hava verilmiş. Odada iki tane büyük iklimlendirme yöntemiyle korunan kitaplık bulunmakta. Bilindiği üzere iklimlendirme; sıcaklık ve nem değerlerinin anlık ölçülmesi, ölçülen değerlere uygun olarak iklimlendirme sistemlerinin devreye girmesi, nem ve sıcaklık değerlerini sabit tutmasıdır. Kitaplıkların içinde raflara ulaşabilmek için merdiven bulunuyor. İki kitaplığın tam ortasında bir masa var. İsteyenler burada çalışma yapabilirmiş. Odanın arkasında zemini camlarla kaplı küçük bir bahçe var. Bu zeminin altındaki tarihi eser bu şekilde korunuyormuş. Bu bölümden sonra kitapların istiflendiği ve İsmail Saib Sencer Kütüphanesinin bulunduğu bölüme geri dönülür. Burada eskiden kütüphanelerde kullanılan raf sistemi bulunmaktadır. Teknik personel bu bölümde çalışarak kitapları ihya ediyorlar. Eskiden kitapların kaydının tutulduğu büyük defterler de var. Bu bölümde de iklimlendirme ile korunan büyük bir kitaplık bulunmaktadır. Bu odadan sergi salonuna geçiliyor. Salona girince ortadaki iki büyük masa göze çarpar. Masanın birinde hattat Şeyh Hamdullah’ın kendi el yazması olan Kuran-ı Kerim’in tıpkı basımı bulunmaktadır. Tam baş köşede II. Abdülhamit’in kendi elleriyle yaptığı ahşap kütüphane salona ayrı bir güzellik ve estetik katmış. Salonda oturma yerleri mevcut. Burada toplu dersler yapılabilirmiş.
Şehrin gürültüsünden uzak insana huzur veren havası ile buram, buram tarih kokan bu mekâna tekrar gelmek temennisiyle ziyaret tamamlanır. Beyazıt Camii’nde namaz kılınarak bu güzel ziyaret taçlandırılır.
Beyazıt Yazma Eser Kütüphanesi: Beyazıt, Çadırcılar Caddesinde olup İstanbul’un Fatih İlçesinde bulunmaktadır. Tramvayla ulaşım oldukça kolaydır. Tramvaydan Beyazıt Meydanı durağında inip Kapalı Çarşının sol tarafında bulunan Sahhaflar Çarşısına girilir. Çarşıdan çıkınca sağda bulunan ilk bina kütüphanedir. Kütüphaneye Vezneciler tarafından da ulaşılabilir. Veznecilere hem otobüs hem de metro ile ulaşım sağlanabilir.

Beyazıt Yazma Eser Kütüphânesi Kitabeleri:

Ortadaki Kitâbenin Okunuşu ve Günümüz Türkçesi:
Kütüphâne-i Umûmî-i Osmânî
1300
Osmanlı Umumi Kütüphanesi / Osmanlı Millet Kütüphanesi
H.1300 / M.1882-1883

Sağdaki Kitâbenin Okunuşu

El-gazi. Abdülhamîd Hân bin Abdülmecîd el-muzaffer dâima

Şehinşâh-ı devrân idüb himmeti
Umûma kütübhâne yapdı nigû

Bu Abdülhamîd Hân’ın âsârıdır
Felek itse lâyık buna serfürû

Didi tâm tarîh Sâib kulu
Açıldı Umûmî Kütüphâne bu

Günümüz Türkçesi:

El-gazi. Abdülmecid’in oğlu Abdülhamid Han daima muzaffer olsun.

Devrin padişahı gayret edip
Güzel bir kütüphane yaptı halka

Abdülhamid Hân’ın eserlerinden biridir bu
Âlem itaat etse layıktır buna
Dedi tam bir tarihle Sâib kulu
Açıldı Umumi Kütüphane bu



Soldaki Kitâbenin Okunuşu:

El-gazi Abdülhamîd Hân bin Abdülmecîd el-muzaffer dâima

Hazret-i Abdülhamîd Hân lütf idüb
Yapdı bir Dârü’l-kütüb gayet güzel

Ol Şehinşâh-ı maârif-perverin
Ömrün efzûn ide Hak Azze ve Cell

Çâker Sâib didi târîh-i tâm
Bu Kütüphâne-i Umûmî bî-bedel
H.1301

Günümüz Türkçesi:
El-gazi. Abdülmecid’in oğlu Abdülhamid Han daima muzaffer olsun.

Hazret-i Abdülhamid Hân lütfedip
Yaptı bir kütüphane gayet güzel

O şahlar şahı maârif-perverin
Ömrünü uzun etsin Hak Azze ve Cell

Kulu Sâib tam bir tarihle söyledi
Bu Umumi Kütüphane bî-bedel
H.1301 / M.1883-1884

*