Behlül Nuri Demircan / Şöyle Garip Bencileyin

 

Şekva bizden ırağ ola kelam gide yerin bula

Yazsam siyah duvarlara arzı halim kimler duya

Egerçi ben olup rüsva düşer olsam dile nola

Acep şu yerde varm’ola şöyle garip bencileyin

Bağrı başlı gözü yaşlı şöyle garip bencileyin

 

Nasıl bir muammadadır bu sanki de yol kesen uğru

Muhatara açılmasın deme böyle deli dolu

Hadi kaldır at başından sen de iyi gün dostunu

Gezdim Rum ile Şam’ı yukarı illeri kamu

Çok istedim bulamadım şöyle garip bencileyin

 

Defter dahi sildirmeyi bilmesin razı olmasın

Kalemi var da yazmaya silmeye hakkı olmasın

Gözden uzakta olsa da dost gönülden ıramasın

Kimseler garip olmasın hasret oduna yanmasın

Hocam kimseler olmasın şöyle garip bencileyin

 

Ahbabdan yakından yana sanki yetim hem öksüzüm

Dost kapısı kapandıkta şaha gitsem yoktur yüzüm

Böyle geçer sabah akşam gecelerim hem gündüzüm

Söyler dilim ağlar gözüm gariplere göynür özüm

Meğer ki gökte yıldızım şöyle garip bencileyin

 

Herkes kendi âleminde duyan olmaz etsem kelam

Yakın bildiğim yaran da almaz oldu artık selam

Kaldım bu köşede bikes sesimi kime duyuram

Nice bu dert ile yanam ecel ere bir gün ölem

Meğer ki sinimde bulam şöyle garip bencileyin

 

Hepsini nasıl kimbilir küstürmüşüm birer birer

Onun için dağıldılar hep uzaklara gittiler

Bir puhuyum ki geceler kabristan başında öter

Bir garip ölmüş diyeler üç günden sonra duyalar

Soğuk su ile yuyalar şöyle garip bencileyin

 

İhtiyarlık zincirlerle bağlar bir kuyu dibine

Ne ses gele ne el yete ne de birisi farkede

Gel feryad etme nafile kimseler gelmez imdade

Hey Emre’m Yunus biçare bulunmaz derdine çare

Var imdi gez şardan şara şöyle garip bencileyin

 

 

Behlül Nuri Demircan