Tahattur / Ahmet Haşim’e Tahmis / Bicahi Esgici

 

Ne fazla müzeyyen ne çok sade

Zamanın durduğu demdemede

Gurûbun çizdiği binbir renkti

   Bir Acem bahçesi bir seccâde

   Dolduran havzı ateşten bâde

 

Gülü gördü bülbül demler çekti

Ne faide ki kendini yaktı

Ümitlerini suya bıraktı

   Ne kadar gamlı bu akşam vakti

   Bakışın benzemiyor mutada

 

Mahur ıtrıyla açarken güller

Havatır dolar dil-i mecruha

Şadırvanda şakırken sebiller

   Gök yeşil, yer sarı, mercan dallar

   Dalmış üstündeki kuşlar yâda

 

Renkler etrafa velvele saldı

Mazinin sesleri çınlar hâlâ

Bir garip, malihulyaya daldı

   Bize bir zevk-i tahattur kaldı

   Bu sönen, gölgelenen dünyâda

 

 

Bicahi Esgici

 ~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~

 demdeme: avâz, hoşa gitmeyen sesler

dil: gönül

garip: yabancı, yurdundan ayrılmış, yolcu, gurbete çıkmış

gurûb: gün batımı; batma, batış, görünmez olma

havatır: hâtıralar, fikirler, düşünceler

havz: havuz

hengâme: devir, zaman, çağ

ıtr, ıtır: güzel koku

mahur: musikide bir makam

malihulya: kuruntu; karasevda, melankoli

mecruh: yaralı, yaralanmış

mutad: adet hâline getirilmiş, âdet, alışılmış şey; her zamanki

velvele:  şaşkınlık, hayret

yâd: hatırlama, anma

tahattur: hatırlama, hatıra getirme

 

~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~