Parıltı / Ahmet Haşim’e Tahmis / Bicahi Esgici

Ne kimse gördü ne kimse sordu

Çıkmış da o meçhul membaından

Leyl-ü ven-nehar eder seyelân

   Ateş gibi bir nehr akıyordu

   Ruhumla o ruhun arasından

 

Bir kenar mazlum bir kenar zalim

Biri neşveden mesut mutmain

Diğeri bahtının karasından

   Bahsetti derinden ona halim

   Aşkın bu onulmaz yarasından.

 

Ne tarh kalmış bahçede ne saksı

Nehrin üstünde muttasıl akan

Muhrik ziyaya maruz kalmaktan

   Vurdukça bu nehrin ona aksi

   Kaçtım o bakıştan o dudaktan

 

Temadi ederken biteviye

Alevden dillerin meshur raksı

Karşı aydınlanırken şafaktan

   Baktım ona sessizce uzaktan

   Vurdukça bu aşkın ona aksi…

 

Bicahi Esgici

 aks (akis): yansıma

biteviye: aynı biçimde, sürekli olarak

leyl-ü ven-nehar: gece ve gündüz

mesut: mutlu

meshur: Sihirli, sihirlenmiş, büyülenmiş.

muhrik: yakan, yakıcı; çok can acıtan

mutmain: gönlü kanmış, içi rahat, şüphesi olmayan

muttasıl: aralıksız, hiç durmadan

nehr: nehir

neşve: sevinç, keyif, neşe

raks: dans

seyelân: akma, akış, akıntı

tarh: bahçede çiçek dikmek üzere ayrılan yer

temadi etmek: sürmek, uzamak, sürüp gitmek

ziyâ: ışık, aydınlık

 ~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~