Bir Günün Sonunda Arzu / Ahmet Haşim’e Tahmis / Bicahi Esgici

Köhne bedenim hayat bârında

Hatırasında meçhul bir canan

Sürüklenirken sonbaharında

   Yorgun gözümün halkalarında

   Güller gibi fecr oldu nümayan,

 

Güller zamanda seyahat eder

Ezelden gelir ebede gider

   Güller gibi… sonsuz, iri güller

   Güller ki kamıştan daha nâlân;

   Gün doğdu yazık arkalarından

 

Onlara bazen hayat yavaşlar

Vakti gelince yeniden başlar

Bu nihayetsiz dönüş en baştan

   Altın kulelerden yine kuşlar

   Tekrarını ömrün eder ilân.

 

Gagalarında renkli benekler

Sanki ezharı edip iştimâm

Onlarla kanatlanır her seher

   Kuşlar mıdır onlar ki her akşam

   Âlemlerimizden sefer eyler

 

Vakit erişip olunca tamam

Gurûb suları renklerle bezer

   Akşam, yine akşam, yine akşam

   Bir sırma kemerdir suya baksam;

   Üstümde sema kavs-i mutalsam!

 

Sanki boyamış usta bir ressam

Ortaya çıkmış bu büyük eser

Güzellik değil bu bir ihtişam

   Akşam, yine akşam, yine akşam

   Göllerde bu dem bir kamış olsam!

 

Bicahi Esgici

bâr: yük; zahmet; eziyet; sıkıntı

fecr: tan yerinin ağarması, şafak

gurûb: gün batımı; batma, batış, görünmez olma

ihtişam: büyük gösteriş, debdebe,

iştimâm: hafifçe koku alma; koklama

kavs: kavis, yay, yay biçiminde olan şey

mutalsam: tılsımlı, büyülü

nâlân: inleyen, feryad eden

nümayan: görünen; meydanda

 

~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~