Nesir Defteri / Havva Albayrak Ruh Mürebbisi Edebiyat

Bütün sanayi’-i nefise içinde elyaf-ı vicdani tehziz ile hissiyatı terbiye, ahlakı tehzib ve efkârı tenvir cihetinden edebiyatın bir kürsi-i safvet ve ihtişamı haiz olduğunda hiç şüphe yoktur. Meşime-i tabiattan az çok ihtirasat-ı behimiye ile doğan mevcudiyet-i beşeriyeyi mümkün mertebe mehasin-i melekane ile arayiş-yab-ı nezahet ve ulviyet eden edebiyat, bu itibar ile cemaat-i insaniyenin en Pakize mürebbi’-i ruhudur. Adeta denebilir ki insanların vicdanı şairlerin, bu pişeveran-ı edebin dar-ül ilmiye-i necabetinde tahlil olunarak temayülat-ı zemimeleri imha, kabiliyet-i ulviyeleri tevsi’ olunur. Pak ve musaffa bir halde, lezaiz-i hayat ve mesudaneye terk edilir. Bu halde edebiyatın tehzibat-ı ruhperverinden mahrum oldukça lezaiz-i hakika-i hayattan neşve-yab olmak müstehîl olur. Lakin acaba bu lezaiz-i hayatiye nedir? Mahiyet-i insaniyeyi en pak ve saf bir nazar-ı vicdani ile teemmül edenler umumen müsellemidir ki dünyanın bütün servet ü samanı, bütün esbab-ı zevk ü sefası nihayet bir şib’-i dil-âzâra müncer olur. Her türlü mesti-i ikbalin humar-ı gam-efzası vardır. Her şeyden bıkılır.

———————————————————–

Günümüz Türkçesi İle

Bütün güzel sanatlar içinde vicdanın telini titreterek duyguları terbiye etme, ahlakı düzeltme ve fikirleri aydınlatma açısından edebiyatın temiz ve görkemli bir makama sahip olduğuna hiç şüphe yoktur. Tabiatın rahminden az çok hayvani güdülerle doğan insanın varlığını mümkün olduğu kadar meleklere ait güzel vasıflarla süsleyip temizleyen ve yücelten edebiyat, bu itibarla insan toplumunun en temiz ruh mürebbisidir. Adeta denilebilir ki insanların vicdanı; şairlerin, edebiyat ehlinin asil ilim yurdunda incelenerek fenalığa olan eğilimleri yok edilip yücelişe olan kabiliyetleri artırılır. Temiz ve arınmış bir halde hayatın mutluluk ve lezzetlerine bırakılır. O halde edebiyatın bu ruhu ıslahından mahrum oldukça hayatın gerçek lezzetlerinden keyif almak mümkün olmaz. Lakin acaba bu hayatın lezzetleri nelerdir? İnsan yapısını temiz, saf duygularla bakarak etraflıca düşünenler genellikle hemfikirdir ki dünyanın bütün serveti, bütün zevk ve eğlence sebepleri nihayetinde merhametsiz bir gönül kırgınlığıyla son bulur. Her türlü mutluluk sarhoşluğunun sonu gamlı, kederli sersemlik veren bir ayılıştır. Her şeyden bıkılır,

(Makalat-ı tarih ve edebiye / Sayfa 137)

———————————————————–

Kelimeler Tamlamalar

Sanayi-i nefise: Güzel sanatlar. İnsanın çok hoşuna giden ve çok üstün sanatkârlıkla yapılmış eserler.

Elyaf: 1. ağacın odun kısmındaki lifler. 2. iplik biçimindeki şeyler. 3. nebatları (bitki) yumuşak kısımlarını, insan ve hayvanlarda adaleleri meydana getiren ince iplikler

Tehziz: Hafif titreme, hareket ettirme. Deprendirme.

Tehzib: Düzeltme. Terbiye etme.

Efkâr:  1. Düşünceler. 2. İç sıkıntısı, kaygı.

Tenvir: Aydınlatma. * Bir şey hakkında bilgi verme. Bir şeyi münevver kılma.

Kürsî: 1. oturulacak yüksekçe yer. 2. taht. (bkz. serîr). 3. makam, vazîfe. 4. hükümet merkezi, başkent, (bkz. makarr, merkez). 5. kaide, ayaklık, mesnet. 6. arş-ı a’zam’ın altında bir düzlükte olan

Safvet: Saflık, temizlik, paklık, arılık, halislik.

İhtişam: Büyüklük, göz alıcılık, gösterişlilik, görkem.

Haiz: Bir şeye sahip olma. Sahip. Mâlik. * Yer tutan. * Akranından mümtaz olan.

Meşime: 1) Döl yatağı 2) Etene, son, döl eşi

İhtirâsât: aşırı istekler, aşırı tutkular

Behimî: Hayvanca, hayvana yakışır biçimde olan

Mevcudiyet: Var olma, varlık, var oluş

Beşerî, beşeriye: beşere, insana mensup, insanî

Mehasin: Hüsnler, güzellikler.

Melekane: Melek gibi, melekçe

Arayiş. Süs, zinet. * Süsleme.

Yâb: Bulan, bulunan, ele geçen: Safayâb, şerefyâb, hisseyâb.

Nezahet: Ahlâk temizliği, temizlik. * İncelik, rikkat.

Ulviyet: Yücelik, yükseklik. Semâvilik. Mâneviyat, ruhâniyet.

Pakize: Temiz, saf, halis, lekesiz.

Mürebbi: Çocuk terbiyecisi, husûsî muallim, özel öğretici. Terbiye eden, yetiştiren.

Pişe-ver: Sanat ehli, işçi.

Dar-ül ilmiye: ilim yurdu

Necâbet: Aslı nesli temiz olma, asâlet, soyluluk, güzel huyluluk.

Tahlil: 1) Çeşitli yönlerden veya maddelerden oluşan bir şeyi çözümleme 2) Çözümleme, analiz 3) Çözümleme

Temâyülât: 1. meyiller, muhabbetler, sevgiler. 2. mec. Bir tarafa doğru meyletmeler, eğilmeler

Zemîme: zemmedilmeye, yerilmeye lâyık, fena, kötü hal ve hareket

İmha: Ortadan kaldırma, yok etme

Tevsi: Genişletme, yayma

Musaffa: Temizlenmiş, arıtılmış

Tehzîbât: ıslâh etmeler, düzeltmeler, temizlemeler

Ruhperver: Ruha ferahlık ve kuvvet veren.

Lezâiz: Lezzetli, tatlı şeyler. Zevkler.

Neşveyab: Neşeli, keyifli.

Müstehîl, müstehîle:1. mümkün ve kabil olmayan [şey]. 2. mânâsız, saçma şey

Mahiyet: 1) Nitelik, vasıf, öz, asıl, esas 2) İç yüz

Teemmül: İyice, etraflıca düşünmek. Derin derin düşünmek

Müsellem: Herkes tarafından kabul edilen, tasdik olunan, belli, aşikâr, söz götürmez.

Servet: Zenginlik, varlık. Zenginliği meydana getiren mal, mülk, para.

Sâmân: 1. servet, zenginlik. 2. rahat; dinçlik. 3. düzen, (bkz. âsâyiş). 4. kudret, iktidar

Esbab: Sebebler. Bir şeye vâsıta olanlar. Sebeb olanlar.

Dil-âzâr: gönül inciten, hatır kıran, kalp kıran, merhametsiz

Müncer: Nihâyet bulmak. * Bir tarafa çekilmek. * Sürüklenme. * Sona eren, neticelenen.

Mest: Keyifle kendinden geçmiş, sarhoş,

İkbâl:  1. Birine doğru dönme. 2. Baht talih. 3. İşlerin yolunda gitmesi, bahtlı, saadetli, mutlu olması. 4. Arzu, istek.

Humar: İçki veya uyku sersemliği

Gam: Tasa, kaygı, üzüntü

Efza: (Sonlarına eklenen kelimelere) Artıran, çoğaltan mânasını verir. Meselâ: Hayret-efzâ $ : Hayret verici, hayret artıran.