Velinimete vefa / Manzum Masal / Laedri

Padişahın birinin bir defterdarı vardı
Değerli bir insandı hem güzeldi ahlâkı

Çok da bilge biriydi saklamazdı ilmini
Görüp tanıyan herkes onu hoca bilirdi

Güler yüzlü hürmetli alçak gönüllü idi
Hanedana saygılı güvenilir biriydi

Dedikodu yapmazdı halkı çekiştirmezdi
Ne iftira ne gıybet haset fesat bilmezdi

Bir gün nasıl olduysa bir hareketi birden
Hoşa gitmez görüldü alındı görevinden

Malı mülkü de dâhil nesi varsa alındı
İşe yaramaz diye bir de karaçalındı

Zindana hapsettiler bağladılar zincire
Bir de üstüne üstlük emrolundu işkence

Neyse ki görevliler insaflı adamlardı
Hepsinin de hocaya minnet borçları vardı

Vaktiyle çok iyilik görmüşlerdi elinden
Mahpus eza görmedi onların hiç birinden

Ne bir zora koştular ne ağır konuştular
Hocaya iyilikte adeta yarıştılar

Ulular demişler ki “seni kötülese de
Düşmanına hoşça bak hatır gönül incitme

Fena dillinin sözü uyar kendi ağzına
Acı söz istemezsen tatlı konuş sen ona”

Zindanda yaşamaya devam ederken hoca
Bir mektup gönderildi bu mahkûmun hakkında

Komşu memleketlerden birinin padişahı
Bu mektubu bir mahrem adamına yolladı

Diyordu ki özetle: “orada bu değerli
Zatı tanımadılar bilinmedi kıymeti

Hürmetsizlik ettiler bu bize ağır geldi
Arzu eder de eğer muhterem hocafendi

İltifat gösterirse bizim ilden tarafa
Son derece riayet ederiz hatırına

Burada seveni çok kıymetini bilen çok
Onu görmek isteyen büyük insanlar da çok”

Gizli mektup geçince eline defterdarın
Kaygılandı hâliyle düşündü derin derin

İşin sonu vahimdi bundan kurtulmalıydı
Başka bela çıkmadan bir çare bulmalıydı

Sonunda kısaca bir cevap yazıp gönderdi
Birisi bu durumu yukarı haber verdi:

“Sizin şu mahkûmunuz haberleşme yapıyor
Komşu hükümetlerle gizli mektuplaşıyor”

Padişah bu habere hâliyle öfkelendi
“Bu iş araştırılsın” diye emirler verdi

Mektubu götüreni bulup tevkif ettiler
Mektubu da çıkarıp huzura ilettiler

Hocafendi yazmış ki: “Büyüklerin hakkımda
Güzel zanları benim değerimden çok fazla

Şerefler vadedilmiş o tarafa gidersem
Ne var ki bu daveti asla kabul edemem

Çünkü ben bu devletin nimetiyle beslendim
Padişahım lûtfetti bu günlerime geldim

Küçük bir gücenmeyle vefasızlık edemem
Borçluyum ben buraya bırakıp da gidemem”

Hükema demişler ki: “sana ikram edenin
Küçük bir sitemini büyütmeden mazur gör”

Hocanın bu cevabı padişahı fethetti
Hiç vakit geçirmeden hemen onu affetti

İkramlarda bulundu bir de özür diledi
“Kıymetini bilmedim seni incittim” dedi

Hoca cevaben dedi: “Padişahım bu işte
Gene de yok bir hata âcizane fikrimce

Takdir-i ilâhide kayıtlıydı ki belli
Bu nâhoş hadiseler benim başıma geldi

Hem de isabet oldu çıkması elinizden
Fazlasıyla memnunum lûtf-u nimetinizden

Üzerimde çok fazla hüsn-ü ihsanınız var
Minnettarım size ben kuru söz neye yarar”

Üzülme eğer halktan bir zarar erişirse
Nimet mihnet veremez Hak istemeden kimse

Hakikatte Allah’tan düşmanlık da dostluk da
Çünkü herkesin kalbi onun tasarrufunda

Atılan bütün oklar yaydan geçer mutlaka
Kabahat yayda değil yayı tutan insanda

Kaynak: Gülistan, Sadi-i Şirazî